29 Mart 2008 Cumartesi

iris



çok özel bir şarkı bu benim için. güzel günleri anımsatan kodlardan biri daha, gece gece aklıma geldi öyle paylaşmadan geçemedim...

kış masalı



not: uzun zaman sonra bana bu şarkıyı hatırlatan canım arkadaşım eceme gitsin; sonsuz sevgisini, desteğini ve üzerimdeki hakkını ödeyemeyeceğim nadir insanlardan birine... eğer hiç tanışmamış olsaydık ben şimdiki ben olamazdım eminim...

28 Mart 2008 Cuma

çocukluk

dün yaklaşık 13 senelik arkadaşlarımla buluştum iş çıkışı. merveyle hiç kopmamıştık zaten de göktuğla da sanki daha dün ayrılmışız görüşmediğimiz onca zaman olmamış gibi aynı sıcaklık aynı sevgiyle sarıldık onca zamanın üstüne.
hazırlık 6. 7.sınıf anıları. yaptığımız salaklıklar, zevzeklikler, insan yaşadığı anın ne kadar güzel olduğunu o anın içindeyken anlayamıyor. gülmekten yanaklarım ağrıdı. kısa zamanlara sıkıştırılmıştı görüşmemiz iş güç sahibi(ama halen çulsuz) insanlar olmuştuk ama hep yürüdüğümüz sokaklarda yürüyüp geyik yaparken sanki yine 13-14 yaşlarında üç arkadaş olduk. göktuğ her zamanki gibi öyle bir şey söyledi ki ben de her zamanki tipik gülme krizlerimden birine tutuldum mesela.
sınavlar, çektiğimiz kopyalar, manyak hocalar, göktuğun geçenlerde fatih hocayı görüp korkması, derse bir dakka geç kaldın diye yok yazılmalar...
keşke dedik merveyle geri dönebilseydik de şöyle bir izleseydik o hallerimizi günlerimizi...
hala suratımda aptal bi sırıtış.
şu dünyada hiçbir konuda şansım yaver gitmese bile dostlarım konusundaki şansım yadsınamaz. iyi insanlar çıkardı tanrı karşıma genellikle ve ben kaybetmemeyi başarabildim eski arkadaşlıklarımı da. çok şükür, çok...

sevgili




Zaman nasıl akıp gidiyor
İnsanlar maskelerini ne çok seviyor
Yıllarca bir yalanla bir ömür geçiyor da
Hiç kimse yok bir tek günü sonuna kadar yaşamaya
Mecbursun yalnızlığa
Oysa sevgili, bir tek sevgili
Nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini
İçimdeki fırtına ele geçirdi beni
Bir gün baktım hiç korkmadan aynaya
Orda yeniden gördüm kendimi
İşte sevgili, bir tek sevgili
Nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini
Şimdi asla pişman değilim
Yaşadığım her şeyin bedelini ödedim
Nasıl olsa bir gün gelir duygular bulur yerini
Hem cehennem, hem de cennet yeryüzünün mevsimleri
O kadar şey değişti ki
Artık kimse masum değil
Duygular çok eskidi
O zamanlar biz ne güzel çocuklardık
Dünyaya aydınlık gözlerle bakardık
Ve işte o zaman kırdığın bu kalp
Şimdi kırıyor başka kalpleri
Aşkta kazanmak dedikleri kaybetmektir birçok şeyi


kulağımda müzik çalarım hatırlamıyorum bile böyle bir şarkıyı listeme eklediğimi, şarkıyı bile ilk defa dinliyorum ki... ne garip, ne garip; sevgili işte. sevgili olmadığınızı söylese bile sevgili. adı bile güzel tekrarlayıp durası; sevgili, sevgili, sevgili...

26 Mart 2008 Çarşamba

yemin

"Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine ant içerim."

içtik bakalım resmen avukat da olduk hayırlısı, hayırlısı...

25 Mart 2008 Salı

aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?*

"...
Aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?
1. Aşka semtin en güzel pastanesine çikolatalı pasta almaya gittiğinizi, eğer kalırsa, pastanın yarısını yiyebileceğini söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
2. Aşka ondan bir yadigar istediğinizi söyleyip saçından bir lüle alın. Saçı ucuzcu bir mağazadan alınmış, üç tarafında yin/yang sembolleri olan bir tütsü aletinde yakın. Yüzünüzü güneybatıya dönün. Yanan saçın üzerine eğilip inandırıcı biçimde egzotik bir dilde hızlı hızlı konuşun. Yanmış saçın küllerini alıp yüzünüze bıyık çizmek için kullanın. Aşkı bulun. Ona yeni biri olduğunuzu söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
3.Aşkı geceyarısı uyandırın. Ona dünyada yangın çıktığını söyleyin. Hızla yatak odasının penceresine koşun ve pencereden dışarı işeyin. Rahat bir edayla yatağa geri dönün, aşkı her şeyin yoluna gireceği konusunda temin edin. Uykuya dalın. Sabah uyandığınızda aşkı yanınızda bulacaksınız.
..."
* Tom Robbins, Ağaçkakan

23 Mart 2008 Pazar

saat falı



zor açılan falların en zorunu denedim kupa kızı ve sinek valesi için


ama açıldı...



sinek kızıyla maça kızına da b.k yemek düştü afedersiniz.



maça kızına kupa valesini salık verdim, sarışın olsun ama necdet gibi olsun hesabı. sinek kızına da kala kala karo valesi kaldı, sinek valesinden bin kat daha iyi olacağını garanti edip içini rahatlattım onun da.

not: bir sürü şey yazmıştım sonra beceremedim düzenlemeyi bir türlü silinip gitti etiketleri kaldı geriye, napalım hayırlısı demekten başka yapacak bir şey yok...

edit: şimdi çok gülüyorum bu yazıya, çokkkk... enayi tuğba, enayi n'olacak! 19.09.2008




22 Mart 2008 Cumartesi

tespit

hani sırf var olduğu için size rahatsızlık veren insanlar vardır.
yani aslında çoğu zaman hiçbir zararları dokunmamıştır size yani bir şey yaptıkları yoktur.
ya da bir şey yapmışlardır ama size yönelik kişisel bir şey değildir yaptıkları.
neyse isteyerek ya da istemeyerek bir şey yapmış ya da yapmamış ama sadece varlıklarıyla dokunan sizi rahatsız eden insanlardan bahsediyorum.
öyle bir şeydir ki o varlığıyla yer kaplamasaydı şu koskoca dünyada her şey bambaşka olabilecekmiş gibi gelir ya.
aslında hiçbir şey bambaşka olmayacaktır ama engellenemeyen bir rahatsızlık duyarsınız gene de.
neyse benim var birkaç tane bunlardan.
ve ben biliyorum ki birkaç taneden fazla insan benim için böyle hissediyor.
niye mi yazıyorum, hiçbir nedeni yok öylesine bir tespit bu. hukuktaki gibi, ne inşai bir durum yaratılıyor ne de bir eda hükmü veriliyor sadece tespit. manasız ve gereksizce.
dedim ya bu insanlardan herhangi birinin varlığına son versem bile hayatımda hiçbir şey değişmeyecek ama gereksizce yine de istiyorum bunu. yine kötücül ve bencil davranıyorum biliyorum ama bu ben değilim bu aynadaki ben.

ayna demişken CHOICE kelimesi aynadan okunduğunda değişmez mi? buna bakılacak.

bir de geçenlerde geyiğine bir tespit daha yaptım ebruyla konuşurken, alpay erdem (burdaki ironiyi de şimdi fark ettim o kadar zamandır takipçisiyim bu adamın) gibi yazdın dedi birden. çok sevindim saçma bi şekilde iltifat kabul ettim. kendime aferin dedim:P ama yaptığım tespiti buraya yazsam mı yazmasam mı kararsız kaldım. neyse o da bana kalsın belki sonra yazarım.

insanoğlu kuş misali diye bir söz var ya son zamanlarda sürekli bunu söyler buldum kendimi. tam da kuş misaliyim bu aralar ben. bir haftadır ankaradaydım şimdi antalyadayım haftaya gene ankara. hadi kuş misali olmak bir yana da sınav rekortmeni de olucam bu gidişle. salı mülakattan çıktım yarın üds pazar da hakimlik. bir de işe yarasalar. neyse insanoğlu kuş misali hakkaten ama çok sık olması tavsiye edilmez tarafımdan.

sonra bi de arkadaşın nişanı var kalkıp kaç saatlik yol gidicem gene. bir de ne giysem sorunsalı olmasa. çok seviyorum böyle seromonileri. kız istemeye gelicekler, tuzlu kahve içiricez damada, yüzükler takılacak, kurdeleden çok kısacık birer parça kesicez biz de ebruyla ki tez vakitte bizim de kısmetimiz olsun...:P:P ama en heyecanlı kısmı gene de kız isteme kısmı. öyle kolay kolay vermemek lazım.:P

oy bi de haftaiçi ruhsatım gelmiş olacak yemin töreni filan... resmen avukat olucam bakalım ne işe yarayacaksa...

ben boş beleş yattığım günleri özledim şimdiden yahuuuuu...

bir de ben "dahi anlamındaki de'leri" ayrı yazmayan(bilerek isteyerek) ya da yazamayan insanlara sinir olurdum. aslında halen de oluyorum ama sorunun kaynağını buldum şimdi daha rahatım sinir olma haklılığımda. bir yazıyı okunması zor hale getiriyor ayrı yazılması gerekirken bitişik yazılmış de'ler. anlamı bozuyor, sürekliliği engelliyor. gerçi zamanla -de,-ki filan derken ben abarttım bu işi bir kelimenin yazımı konusunda tereddütteysem tdk'ya başvurur oldum. ama gerekli görüyorum bunu; çünkü bir blog yazıyor ve edebi bir kaygı güdüyor bunu da belirtiyorsanız dilbilgisi kurallarına da uymak zorundasınız gibime geliyor. en azından kendi adıma. uzattıkça uzattım yine...

20 Mart 2008 Perşembe

yine yol yine yolculuk


yağmurumla geldim yağmurumla gidiyorum, dememiş miydim kara bulutlar benim takipçim diye...

arnolfini ve karısı


tesadüfler hayatın atomlarıdır.*


tarot



bir de bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın pek bir tatlı cadı sevgilisi tarot falı baktı bana. kara prens(!):P olarak falımda görünen kişiyi pek bi güzel tarifledi.(hiçbir şey anlatmamıştım oysaki, yeni tanıştık zaten) kara prens tanımlamama gülmeyin, değnek prensi miydi neydi çıkan, kartın kendisi kötü zaten dedi bahar. aman fal işte demiyeceğim. beni hiç tanımayan birinin bu kadar ayrıntılı tariflemesi yaşadıklarımı ve hissettiklerimi garip geldi. neyse kötü olan bu değnek prensiyle hayatının bir yerinde bir kez daha karşılaşacağımızı söylemesi oldu. bunu da inanmayarak ve istemeyerek bertaraf edebilirim zannımca:)
sonra güzel olan bambaşka ve daha iyi bir prensin(kupa prensiydi galiba bu da) de falımda çıkması oldu. bakalım bekliyoruz heyecanla.
ve her zaman fallarımda olduğu gibi iş ve para açısından bir sürü olumlu şeyler söyledi. zaten bu kariyer öngörüleri çıkarsa falcıların benimle ilgili işte o gün aşkı meşki boşverip pek bir sevineceğimdir.:)
neyse fal bahanesiyle dertleşmiş olduk. süper bir iletişim aracı yahu şu fal biz kadınlar için...

19 Mart 2008 Çarşamba

kızıl

evin dağınıklığı da ayrı bir hava katmış resme:)


ne meraklıymış erkekler kızıl saça valla anlamadım gitti. o kadar demişler boşuna mı demişler sarışının adı esmerin tadı diye...:P neyse yanlış anlaşmalara mahal vermeden konuya gireyim.
efendim lisans hayatımın iki senesi ciddi bir hata yapıp saçlarımı kırmızının tüm tonlarına boyadım ve hatta en turuncusundan pembesine kadar el attım. şimdi bunun neresi kötü değil mi, ilk bakışta hiç de kötü gelmiyor, biliyorum. zaten onca zaman boyunca bana da kötü gelmemişti. sorun yakışıp yakışmaması da değil- kendi şahsi kanaatim yakıştığı yönündeydi zira etraftan da hep olumlu tepkiler aldım.- sorun bambaşka bir şey.
sorun tam da herkes tarafından kızıl ve hatta hatta kırmızı saçlarımla(pembe olarak da hatırlayan var) hatırlanıyor olmam hem de herkes tarafından.(e.nin hakkını yemeyelim o benim feminist(!) olduğumu da hatırlıyordu, kriminoloji almışız ortak ya...bi de ecenin bu kadar ayrıntılı hatırlanıyor olmamı anlatmam üzerine yaptığı bir çıkarım var ki-tek kelimelik- söylesem tam olacak ama yok yok boşverelim gitsin.)
hiç tanımadığım birisi yahu ömrümde görmemişim tanıştırılıoruz, anında
"ben seni hatırlıyorum kızıldı di mi saçların" versiyonu bi cümle kuruyor. sinir oluyorum sinir. bunu daha önce biliyor olsaydım daha önce vaz geçerdim kızıldan. bu kadar dikkat çekmiş olmak hem kötü hem de can sıkıcı. sevmiyorum ben.
bir de düz insan çıkarımıyla şöyle de bir sonuca varmadan geçesim gelmedi, "
belki kırmızı saçlı ve feminist(!) olmasaydım son yaşadıklarım başıma gelmeyecekti." aman saçmaladım işte.
bir de saçlarım kendi rengine kavuşmuşken tanıştığım arkadaşlarım var. bu gruptaki bayanlar saçlarımın kendi renginde olmasından yanayken erkekler daha doğrusu sadece canım arkadaşım ahmetcim(bi de mithat var tabii ama o pek ısrarcı olmadı neyse ki:) kızıl olmamda ısrarcı. bu görüşmemizde daha merhaba bile demeden " ee sen boyamamışsın saçlarını" dedi. zorla mı yahu?
hem nedir bu böyle yahuu, sevmesin erkekler kızıl saç uyuz oluyorum uyuz. bundan sonra kızıl filan olmayacak benim saçlarım inadına sarı yaptırırım(abartıyorum) yine kızıl olmam. ne geldiyse başıma bundan geldi yaaa:):P

aman buyrun siz karar verin...

18 Mart 2008 Salı

dest-i izdivaç


beyaz atlı prensimi buldum efendim.
masalmış, beyaz atlı prens diye bir şey yokmuş, yalanmış hepsi...
yooo böyle düşünmüyorum ben bakın buldum da işte, demek ki neymiş inanmak gerekiyormuş sadece.

kendileri her ne kadar bir dizi kahramanı olsalar da oynarken kendisi olduğuna neredeyse emin olduğum için burdan okan yalabık nam-ı diğer necdet'e ilanen evlenme teklifinde bulunmaktan çekinmiyorum.
tek kelimeyle 'iyi' sadece 'iyi'.
adam gibi bir adam olsun da tek kusuru sarışın olmak olsun:):)

(kendimin bile inanmadığım yazı oldu ama napayım adam çok tatlı yavvvvv)

17 Mart 2008 Pazartesi

-sız,-siz hatta gereksiz

şu dünyada en çok korktuğum insan kendine nedensiz ve sonsuz güvenen insandır. (kimse alınmasın diye örnekleyeyim avrupa yakasındaki makbule karakteri mesela. gerçi o benim kastettiğim şeyin abartılmış ve ironikleştirilmiş bir örneği)
sonra yine korkarım olmadığı biri olduğuna kendini inandırmışlardan. (buna örnek bulamadım yok yok buldum ama söylemicem)
en çok korktuğum da her daim egolarıyla var olan ancak o şekilde varlığını sürdürebilenlerdir.(lisede bi arkadaşım vardı o da buna örnek)


hiç ama hiç mükemmel değilim hatta mükemmelliğin yakınından bile geçemem. marazlı görürüm hatta kendimi. o nedenle kimse 'sen kim oluyorsun'la başlayan cümleler kurmasın, daha önce de söylemiştim aynı zeminde değilim aşağılarda bir yerlerde kusurluluğuyla mutlu cabalamaktayım ben. ve en önemlisi istedim ve oynadım da sizin haklılığınıza anlam veremedim bir türlü...

bağlanmak


ankaraya geldiğim şu birkaç gündür fark ettim ki ben aslında bir şeye, bir kişiye çok kolay bağlanıyormuşum. kolay sevdiğim gibi kolay da bağlanıyorum demek ki. iki gündür evimin kapısını her açtığımda içeriden çiko miyavlayarak beni karşılayacakmış gibi geliyor. ama kocaman bir boşluk kulakları sağır eden bir sessizlik var evde. onca ay bir başıma yaşadım hiç sıkılmadım korkmadım diye söylüyordum herkese ama hakkını yemişim çikomun. özledim bile. hem iyi hem de kötü bir şey bağlanmak, bağlanabilmesini becerebilmek. gerçekten sevmekle ilintili bağlılık. aşk, sevgi, bağlılık, sadakat çok önemli yerler kaplıyor hayatımda, en çok da bu nedenle hayal kırıklığı yaşıyorum, belki de yaşatıyorum.

demin numunenin orda dolmuştan inmiş aval aval acaba ne yöne gidecektim diye bakınırken (bazen olur bana bu, en iyi bildiğim yerde bile kafam bulanır, nevrim döner hangi yöne gideceğimi bilemem) istersen hiç başlamasın çaldı birden mp3 playerımda. T. bana istersen hiç başlamasın diye sorduğunda evet hiç başlamasın demeli, ben de 24 kasım 2007 günü E.ye sormalıydım İstersen hiç başlamasın diye. en başında yaptığım hatalardan biri de buymuş bugün idrak ettim. not: iki ay önce yazdığım ilişki manifestoma eklenecek bir madde daha, birisi sana istersen hiç başlamasın diye soruyorsa ve sende de tereddütler varsa hiç düşünmeden başlama bu bir; saf salak aşık olduysan ilk bakışla karşındaki de sana aşık olacak değil ya bir sor bakalım 'istersen hiç başlamasın' diye bu iki...

"istersen hiç baslamasin
bu hikaye eksik kalsin
onca yaralarin ardindan
yeni bir ask yaratamazsin... "