manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manifesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2008 Pazartesi

bağlanmak


ankaraya geldiğim şu birkaç gündür fark ettim ki ben aslında bir şeye, bir kişiye çok kolay bağlanıyormuşum. kolay sevdiğim gibi kolay da bağlanıyorum demek ki. iki gündür evimin kapısını her açtığımda içeriden çiko miyavlayarak beni karşılayacakmış gibi geliyor. ama kocaman bir boşluk kulakları sağır eden bir sessizlik var evde. onca ay bir başıma yaşadım hiç sıkılmadım korkmadım diye söylüyordum herkese ama hakkını yemişim çikomun. özledim bile. hem iyi hem de kötü bir şey bağlanmak, bağlanabilmesini becerebilmek. gerçekten sevmekle ilintili bağlılık. aşk, sevgi, bağlılık, sadakat çok önemli yerler kaplıyor hayatımda, en çok da bu nedenle hayal kırıklığı yaşıyorum, belki de yaşatıyorum.

demin numunenin orda dolmuştan inmiş aval aval acaba ne yöne gidecektim diye bakınırken (bazen olur bana bu, en iyi bildiğim yerde bile kafam bulanır, nevrim döner hangi yöne gideceğimi bilemem) istersen hiç başlamasın çaldı birden mp3 playerımda. T. bana istersen hiç başlamasın diye sorduğunda evet hiç başlamasın demeli, ben de 24 kasım 2007 günü E.ye sormalıydım İstersen hiç başlamasın diye. en başında yaptığım hatalardan biri de buymuş bugün idrak ettim. not: iki ay önce yazdığım ilişki manifestoma eklenecek bir madde daha, birisi sana istersen hiç başlamasın diye soruyorsa ve sende de tereddütler varsa hiç düşünmeden başlama bu bir; saf salak aşık olduysan ilk bakışla karşındaki de sana aşık olacak değil ya bir sor bakalım 'istersen hiç başlamasın' diye bu iki...

"istersen hiç baslamasin
bu hikaye eksik kalsin
onca yaralarin ardindan
yeni bir ask yaratamazsin... "

27 Aralık 2007 Perşembe

internetsiz günlerden yazılar



İLİŞKİ MANİFESTOM

( Ya da yaşadığım son bir aydan almış olmam gereken dersler demeliyim)

1. Tanımadığın birini hayatına sokarken biraz daha temkinli ol, fütursuzca davranma bir kere de. Evet efendim bundan sonra böyle fütursuzca hareket etmek yok. İsterse adam dünyanın en karizmatik, en yakışıklı, en iyi giyinen, en aklı başında görünen, en bilmem ne erkeği olsun, önce bi dur bi düşün yaşadığın bugünleri. "anlık sevmelerin" çoğu kez yanılttı seni, bu kez yanılma payı ver kendine.

2. Madem uygulayamadın birinci şıkkı soktun hayatına bu tanımadığın adamı, biraz sabret, şöyle uzaklaş bir de ordan bak bakalım nasıl görünüyor gözüne.(aşkın gözü kör martavalını okuma bana şimdi, istersen görürsün) Yani demem o ki, tart biraz yavaş ilerle, koşma hemen. indirme duvarlarını ikinci günden, açma içini tüm şefaflığınla durma karşısında bilmesin içini bu kadar çabuk öğrenemesin.

3. ilk iki şıkkı beceremedin diyelim o zaman en başta kendini, yaşadıklarını ve hayatın cinleri ile perilerini azımsama. ben bunun gibisini hatta daha kötüsünü yaşamıştım bu kez acıtamaz canımı deme. benzer gibi görünse de farklı yaşatıyor, yaşadın ve gördün işte acıttı halen de acıtıyor.
böyle bir durumda yapabileceğin en iyi şey arkana bile bakmadan kaçmak olmalı. ama nafile ilk iki şıkkı beceremediysen çoktan aşık olmuşsun demektir ve acı çekmeyi kabullenmekten başka çaren yoktur. belki o noktada kaçarsan daha alçaktan düşersin o ayrı.

4. bunların hiçbirini becerememişsen eğer buna getirebileceğim bir çözüm önerisi yok. ama geçecektir, nitekim her şey g-e-ç-e-r!

5. kandıranlar safından olma hiçbir zaman. insan kandırıldığı sürece hala içinde bir parçacık da olsa saflık taşıdığını anlayabiliyor.

26.12.2007 gece bir civarı
bloga geçirildiği tarih: 27.12.2007 19:59