lise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lise etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2008 Salı

bir rüyaya uyandım...


sabah sabah hem komik, hem garip hem de inanılmaz huzur dolu bi rüyaya uyandım. hatta hemen yazmalıyım dedim ama fırsat olmadı. (işe yetişme durumları) sonrada anca oturabildim bilgisayar başına şimdiye kaldı. oysaki rüya dediğin sabah anlatılır sonra da unutulur. neyse canım bu da böyle olsun. neyse rüyayı anlatacaktım ben. aslında saçma sapan bi yeden başladı rüya, ama bilinçaltı işte nereye bağlayacanı iyi biliyo şerefsiz. neyse ben yeniden lisede miyim lisemde miyim ne tam bilmiyorum ama lise arkadaşlarım var gene. eski günlerdeki gibi zevzeklik edip ortalıklarda dolanıyoruz, ama şimdiki zamandaki halimizdeyiz. neyse sonra kareye eski kırıklarımdan (1.mehmet) (çok mehmet var napiim len elini sallasan mehmete çarpıyo) en yakışıklısı (100 kişiye sorduk 100ü de onu seçti:P:P) girer. ve sonra biz bunun zengin üvey babası sayesinde yabancı bir ülkede okyanus kıyısında bir evde buluveririz kendimizi. buralardaki ayrıntıları çok net hatırlamıyorum ama en güzel tarafı duvardan denize ayaklarımı sarkıtıp yumuşacık kumların ayaklarımı okşadığı sonudur. gerçekten hissettim o yumuşaklığı ve huzur budur dedim içimden, huzur budur... sonra dedim okyanusa ne hacet, git bi sahil kasabasına yerleş ayaklarını da uzat suya oohhhhh, napıcan okyanusu filan. allahım bak hayallerim de o kadar ulaşılmıcak şeyler diil ki, noluuuurrrr, lütfeeennnnnn, lüfffffeeeennn :))))))))

24 Ağustos 2008 Pazar

bi yastıkta kocayın!!!



çisem benim taaa hazırlıktan arkadaşım. mini mini bebeykenden tanıyoruz yani birbirimizi. dün ben ehliyet sınavına girdim tesadüfen kendi lisemde. anılarım depreşti merveyi aradım. merve söyledi, çisemle yasin evlenmeye karar verdiler alelacele atlayıp istanbuldan geldim, yarın sen de gel diye. gitmes miyim tabiii, koşa koşa gittim. canım benim o kadar sevindi ki, insanlar yok davetiyemiz nerde, arayp haber vermedin diye gelmediler dedi. ne önemi var ki, ben çisemi tanıyorum geldiğime, bu mutlu gününde yanında olduğuma sevir biliyorum ne gerek var saçma egolara kapılmaya. gittim tabii hem de ne iyi ettim. prenses gibi olmuşş benm canım arkadaşımmm...



bu fotoğrafı çekmemden bi beş dakika sonra baktım kimsenin ayağa bastığı filan yok çisem'e ayağına bas ayağına bas diye utanmadan bağıran da ben oldum. garip geliyor hala yahu, teker teker evleniyor ya da nişanlanıyor arkadaşlarım. oysa ben o türlü türlü saçmalıklar yapabildiğimiz günleri anıyorum halaaa... şu resimdeki üç hatunu ve ben bu resmi çekerken yanımda oturmakta olan adamı tam 13 yıldır tanıyorum. ve istiyorum ki üç onüç yıl sonra dahi zaman hiç geçmemiş gibi biraraya gelebiliriz...
mutluluklar, çok çok mutluluklarrrrrrrrr...
bu arada çisem beni onur konuğu ilan etttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii:):):)

28 Mart 2008 Cuma

çocukluk

dün yaklaşık 13 senelik arkadaşlarımla buluştum iş çıkışı. merveyle hiç kopmamıştık zaten de göktuğla da sanki daha dün ayrılmışız görüşmediğimiz onca zaman olmamış gibi aynı sıcaklık aynı sevgiyle sarıldık onca zamanın üstüne.
hazırlık 6. 7.sınıf anıları. yaptığımız salaklıklar, zevzeklikler, insan yaşadığı anın ne kadar güzel olduğunu o anın içindeyken anlayamıyor. gülmekten yanaklarım ağrıdı. kısa zamanlara sıkıştırılmıştı görüşmemiz iş güç sahibi(ama halen çulsuz) insanlar olmuştuk ama hep yürüdüğümüz sokaklarda yürüyüp geyik yaparken sanki yine 13-14 yaşlarında üç arkadaş olduk. göktuğ her zamanki gibi öyle bir şey söyledi ki ben de her zamanki tipik gülme krizlerimden birine tutuldum mesela.
sınavlar, çektiğimiz kopyalar, manyak hocalar, göktuğun geçenlerde fatih hocayı görüp korkması, derse bir dakka geç kaldın diye yok yazılmalar...
keşke dedik merveyle geri dönebilseydik de şöyle bir izleseydik o hallerimizi günlerimizi...
hala suratımda aptal bi sırıtış.
şu dünyada hiçbir konuda şansım yaver gitmese bile dostlarım konusundaki şansım yadsınamaz. iyi insanlar çıkardı tanrı karşıma genellikle ve ben kaybetmemeyi başarabildim eski arkadaşlıklarımı da. çok şükür, çok...

1 Mart 2008 Cumartesi

eski

eskiyi özlemek konusunda abartmak istemiyorum.
eskiyi özlemek için çok erken değil mi, kızıyorum kendime.
geçenlerde dolmuşta liseli iki kız gördüm. evleri aynı güzergahta belli dersane çıkışı daha uzun kalabilmek adına o dolmuşu beklemişler.
biz de öyle yapardık. canım arkadaşım evine gidebileceği bir sürü dolmuş geçer yine de biraz daha beraber kalabilmemiz için benim evime giden ve pek de sık geçmeyen 17numaralı dolmuşu beklerdi. 10 dakika sonra inecek olmasına rağmen. öpüşüp ayrılırdık. işte o iki kızda eski bizi gördüm.
şimdi son beşbuçuk senedir olduğu gibi ayrı şehirlerde kısacık zamanlara indirgenmiş ama çok değerli bir dostluğumuz var.
ama bir gün belleri bükülmüş yüzleri kırışık dolmuş iki yaşlı cadı olduğumuzda bile olsa bir gün yan yana olucaz ve eski günleri işte o zaman yad edicez. ama şimdi değil, çünkü şimdi çok erken.