ağaçkakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağaçkakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2008 Salı

aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?*

"...
Aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?
1. Aşka semtin en güzel pastanesine çikolatalı pasta almaya gittiğinizi, eğer kalırsa, pastanın yarısını yiyebileceğini söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
2. Aşka ondan bir yadigar istediğinizi söyleyip saçından bir lüle alın. Saçı ucuzcu bir mağazadan alınmış, üç tarafında yin/yang sembolleri olan bir tütsü aletinde yakın. Yüzünüzü güneybatıya dönün. Yanan saçın üzerine eğilip inandırıcı biçimde egzotik bir dilde hızlı hızlı konuşun. Yanmış saçın küllerini alıp yüzünüze bıyık çizmek için kullanın. Aşkı bulun. Ona yeni biri olduğunuzu söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
3.Aşkı geceyarısı uyandırın. Ona dünyada yangın çıktığını söyleyin. Hızla yatak odasının penceresine koşun ve pencereden dışarı işeyin. Rahat bir edayla yatağa geri dönün, aşkı her şeyin yoluna gireceği konusunda temin edin. Uykuya dalın. Sabah uyandığınızda aşkı yanınızda bulacaksınız.
..."
* Tom Robbins, Ağaçkakan

16 Mart 2008 Pazar

alıntı-2*

"...
Nasıl midevi olmayan yiyecekler varsa, aynı şekilde insana dokunan sevişmeler vardır. Karışık meyveli, kremalı bir pasta davetkar görünebilir; hatta dokuz yüz papillanın hepsine dilin içinde şarkılar söyletebilir ama sonunda şekerler, katkı maddeleri ve yararsız kaloriler damarları tıkar, hücreleri bozar, yağ üretir ve dişleri çürütür. Potansiyel açıdan besleyici gıdalar bile uygunsuz şekilde hazırlanabilir. Sekste de yanlış bileşimler, uygunsuz hazırlıklar söz konusudur. Evet, düzüşmek için hazırlanmalı. Aydınlanmış bir rahibin bir ayine hazırlanışı gibi, büyük bir matadorun arenaya çıkarken hazırlanışı gibi: Yoğunlaşarak, arınarak, kutsal güce, bilince çağrıda bulunarak. Eğer malzemeler arasında uyum gözetilmemişse bunlar da işe yaramaz: İstiridye lezizdir, çilek de lezizdir ama ikisi birlikte püre edilince...(?!) Her besleyici seks tarifi, en az bir tutam aşk kullanılmasını gerektirir. Gerek gurmelerden gerekse sağlıklı beslenme manyaklarından dört yıldız alan düzüşmeler, kaşık kaşık aşk kullanır. Seks tedavi edici olarak değerlendirilmeli ya da tıbbi amaçlarla ele alınmalı demiyorum ( sikişmenin küçük küçük ısırılmış boynuna böyle bir değirmen taşını yalnızca bir ahmak asar). Ama sekse özensiz, sığ, dalgın ve samimiyetsiz yaklaşmak her gece yağlı erotik kaşıklarla yemek yemeye benzer. Zamanla insanın tat alma duyusu körelir, kişi (farkına varmadan) duygusal anlamda kötü beslenmeden mustarip olur; iskorbüt illeti yüzünden ruhun cildi iltihaplanır, kalbin dişleri çürür. Duygusal bağlanmanın ne süresi ne de ilanı güvenilir bir ölçüt oluşturur (yabancılar arasında, erotik açıdan pek çok uzun evlilikten daha çok anlam taşıyan geçici tutku patlamaları yaşanır; Paris'te yaşanan altı aylık beraberliklerden daha ihtişamlı tek gecelik kaçamaklar yaşanır Jersey City'de). Fakat sonuçta, kısa da olsa bir bağlanma; tehdit altında da olsa bir saflık; saklanmış olsa da bir incinebilirlik; ihtiyaçla harelenmiş olsa da bir ruh cömertliği; azıcık şehvetle yanmış olsa da dürüst bir ilgi var olmalıdır; eğer ki birleşme, ağır etki gösteren bir zehir değil, sağlıklı bir şey olacaksa.
..."

* Ağaçkakan, Tom Robbins, İngilizceden Çeviren: Fatma Taşkent, Ayrıntı Yayınları, s.100

alıntı-1*

" ...
Oysa düşünceler kesinlikle istikrarsızdır. Yanlış kullanılabilmekle kalmaz, yanlış kullanılmaya davetiye çıkartırlar. Ve düşünce ne kadar iyi olursa buharlaşabilme özelliği o kadar çok olur. Nedeni, yalnızca iyi düşüncelerin dogmalaşmasıdır. İşte bu süreç sayesinde yeni, teşvik edici, insanlık adına yararlı bir düşünce, ölümcül olan robot dogmaya dönüşür. Düşüncelerin dogmalaşması, tepkime sonucunda ortaya çıkan tehlikeli taşıyıcılar bakımından hidrojenin helyuma, uranyumun kurşuna ya da masumiyetin kokuşmuşluğa dönüşmesiyle yarışır. Neredeyse onlar kadar da amansızdır.

Sorun, düşünceyi başlatan ya da geliştirende değil, ikinci düzeyde başlar. Düşüncenin cazibesine kapılan, onu benimseyen, son tırnakları da kırılana dek ona asılan, onu ortaya çıktığı ruh halinde barındıracak genel bakıştan, esneklikten, düş gücünden, en önemlisi mizah duygusundan şaşmaz biçimde yoksun insanlarla başlar. Düşünceler ustalar, dogma ise müritler tarafından oluşturulur ve Buda da daima arada güme gider.

Yol açtığı bütün sefaletler nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü'nün yapılacak işler listesinin başında gelmesi gereken, dar görüş adında, özellikle sevimsiz ve cesaret kıracak denli sık rastlanan bir bela vardır. Dar görüş, beyin egodan daha az enerjik olduğunda çoğalan optik bir mantar yüzünden oluşur. Siyasete maruz kalınca karmaşık bir hal alır. İyi bir düşünce, sıradan dar görüşün filtre ve kompresörlerinden geçirilince öte taraftan ölçü ve değer açısından azalmış olarak çıkmakla kalmaz, yeni dogmatik biçimlenimiyle başlangıçta niyetlenilenin tersi etkiler üretir.

İşte bu şekilde, İsa Mesih'in sevgi dolu düşünceleri, Hıristiyanlık'ın kötülük saçan klişeleri haline gelmiştir. İşte bu nedenle, tarihteki neredeyse her devrim başarısızlığa uğramıştır: Ezilenler iktidarı ele geçirir geçirmez 'devrimi korumak' için totaliter taktiklere başvurarak ezenlere dönüşürler. İşte bu nedenle, önyargının ortadan kalkmasını arzulayan azınlıklar hoşgörülerini yitirir, barış arzulayan azınlıklar militanlaşır, eşitlik arzulayan azınlıklar kendilerini üstün görmeye başlar ve özgürleşmeyi arzulayan azınlıklar saldırganlaşır (kendini baskı altında tutmanın ilk belirtisi gergin bir kıç değildir).
..."

* Ağaçkakan, Tom Robbins, İngilizceden Çeviren: Fatma Taşkent, Ayrıntı Yayınları, s. 81-82