31 Ağustos 2008 Pazar

sevmek zamanı /al aşkım beni yanına - her şeye hazırım seninle






Sevmek Zamanı - Oya - Bora

taktım bu aralar bu şarkıya...



Herseye Hazirim Seninle - Oya & Bora

her şeye hazırdım seninle bi gece sen uyurken kulağına fısıldamıştım bu şarkıyı çok aşığım ben bu adama korrkusundan uyuyamadan hiç uyuyamazdım ki zamanı durdursam zaman şimdi dursa diye beklerken her dakikayı ama her dakikayı sayarak sabah olmasa iş olmasa yedi yıl demiştin ya yedi yıl neydi ki üç tane yedi yıl üstüne de bi üç yıl nasıl geçti anladık mı hiç olsun varsındı bi yedi yıl daha çok mu aşka ben vardım işte yine umarsızca elimi taşın altına koymuştum umrumda bile diildi önemli olan neydi hem ben mi yanılıyordum aşk değil miydi hem de her şeyin üzerinde olsun varsın ben bu şarkıyı fısıldamıştım işte kulağına "yarım kalmış bi şarkı olalım kollarımdasın benimlesin ya" her şeye hazır(d)ım her şeye...

30 Ağustos 2008 Cumartesi

doğu

hala garip geliyor
çok garip
sevdiğim bir başkasıyla.
ama sadece benden başka, oysa bana benzer.
bir tarafımın umrunda değil, öbür yanım inanmak istemez.
en çok da doğum bırakmaz, oysa üç tarafımdan saldım seni.
ama zincirleyen ne ise ayaklarımı ne kuzeye ne güneye ne de batıya kaçabiliyorum.
olmuyor işte, elimden gelmiyor.
en sevmediğim renk gri, ama şimdi her şey bana inat gri.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

foolish games



26 Ağustos 2008 Salı

kısa kısa


dalgalandım da duruldum modundayım, kaştan beridir sıradan ve birbirinin aynı geçiyor günler. sıkılmamın bir nedeni de bu galiba. ama o kadar sıcak ki içimden de hiçbir şey yapmak gelmiyor.

sürekli kafamda bir şeyler kuruyorum. birine çok fena gıcığım, intikam planlarım var çok fena. uyuz ya uyuz, uyuz, uyuz. saçlarından tutup yolasım var.

ankaraya gitmeyi iple çeker oldum, az biraz dağıtıp saçmalamak var içimde. kaştan beri ağzıma içki sürmedim, ankaraya saklıyorum kendimi ama belli de olmaz tabii, haftasonu bi finike filan yapacak olursam işler değişir. gerçi çok kararsızım, tembelliğime denk gelirse o iş de yaş.

yapış yapış sevgili tripleri midemi kaldırıyor, her şeyi rapor etmeler, göstermelik kıskançlıklar...
insan arkadaşını tanıyamaz oluyo yahu, bi gün böyle bişi yapacak olursam biri beni vursun bunları okuyan.

pazar günü merveyle tespit ettik, erkekler politikacılar gibi aslında yerine getiremeyecekleri türlü vaatlerde bulunuyorlar. sonra ertesi güne kalmadan bambaşka şeyler yaşanıverior. bize de "madem öleydi neden böyle dedinnn" diye çemkirmek kalıyor. dertsiz başımıza dert açıyoruz durup dururken. pööfffffff:(

sıcaklardan mıdır nedir çalışma şevkim iyice kayboldu, süper lotoya, sayısala filan sarıyım ben en iyisi. çıkan paranın tamamıyla tatil yapcam, vallahi de billahi de:) isteyen herkese de sponsor olurum, sözüm söz. :)

tez yamak için önümde 11 aydan daha kısa bi süre var benim elimde ise koskoca bi sıfırrrr! hiç giresim yok bu konulara havalar çok sıcak annem anneannemde hiç ders çalışacak mod yok yani bende. yüzde 20 olaslık veriorum bu tezi yazacağıma, yüzde 80 atılıcam. hadi atılmak bişi diil de annemlere ne dicem o dert. pööffffffffffffffff:(

bi de bu aralar biri beni önemsesin, arasın dursun filan istiyorum. böyle abuk istekler hep bi yerlerimde patlar benim, hayırlısı du bakali nolcek!

aşağıdaki marketten sigara almaya bile üşeniyorum o derece sıcak yani varın siz düşünün. antalyalılar ve antalyada yaşayanlar olarak cennette yerimiz hazır biliorum, tanrı da o kadar adaletsiz değil ya cehennemi dünyada yaşattım size sevgili kullarım buyrun buyrun diye cennetin kapısında karşılayacak bizi.

son olarak "tesadüfler hayatın atomları"ymışşş ben de bunu öğrendim naçizane hayatımdan.


25 Ağustos 2008 Pazartesi

beggin'





yok yok şu saatten sonra kimseye yalvar(a)mam beni sev diye, şarkı eğlenceli eh blog da benim istediğim zaman bi yandan dinlerim fena mı?

hem çok modaymış bu sene ben anca yakaladım, eksik kalmiyim... heheheheh

"an empty shell i used to be
shadow of my life is hangin' over me
broken man that i don't know
will leave it standing, devil's dancing with my soul"

ben seni arayamam

Ben Seni Arayamam - YOG

arayamadım da zaten, arayamam be gururum izin vermez...

24 Ağustos 2008 Pazar

bi yastıkta kocayın!!!



çisem benim taaa hazırlıktan arkadaşım. mini mini bebeykenden tanıyoruz yani birbirimizi. dün ben ehliyet sınavına girdim tesadüfen kendi lisemde. anılarım depreşti merveyi aradım. merve söyledi, çisemle yasin evlenmeye karar verdiler alelacele atlayıp istanbuldan geldim, yarın sen de gel diye. gitmes miyim tabiii, koşa koşa gittim. canım benim o kadar sevindi ki, insanlar yok davetiyemiz nerde, arayp haber vermedin diye gelmediler dedi. ne önemi var ki, ben çisemi tanıyorum geldiğime, bu mutlu gününde yanında olduğuma sevir biliyorum ne gerek var saçma egolara kapılmaya. gittim tabii hem de ne iyi ettim. prenses gibi olmuşş benm canım arkadaşımmm...



bu fotoğrafı çekmemden bi beş dakika sonra baktım kimsenin ayağa bastığı filan yok çisem'e ayağına bas ayağına bas diye utanmadan bağıran da ben oldum. garip geliyor hala yahu, teker teker evleniyor ya da nişanlanıyor arkadaşlarım. oysa ben o türlü türlü saçmalıklar yapabildiğimiz günleri anıyorum halaaa... şu resimdeki üç hatunu ve ben bu resmi çekerken yanımda oturmakta olan adamı tam 13 yıldır tanıyorum. ve istiyorum ki üç onüç yıl sonra dahi zaman hiç geçmemiş gibi biraraya gelebiliriz...
mutluluklar, çok çok mutluluklarrrrrrrrr...
bu arada çisem beni onur konuğu ilan etttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii:):):)

23 Ağustos 2008 Cumartesi

aklıma geldi de, hayat ne garip...

21 Ağustos 2008 Perşembe

incelikler yüzünden

inceLikLer yuzunden - ......

19 Ağustos 2008 Salı

zaman


büyümesek daha mı iyiydi ne?

beenmayaya

efendimmm sözümü tuttum ve sana bi tanesi de benden olmak üzere tam dört adet kart çektim. şimdi şekerim ilk kart kupa yedilisi (ters), ikincisi kılıç yedilisi (ters) üçüncüsü değnek beşlisi (düz) ve son kart kupa üçlüsü (düz). ilk olarak bence sen de benim gibi fazla hayalci, çabuk güvenen ve çoğunlukla iyiniyeti başkalarınca suistimal edilebilmeye müsait birisin.(sanırım) yine yaşayacağın bi hayalkırıklığı olabilir ama kupa yedilisinin olumlu yönü hayallerden kurtulup doğru bi amaca yönelineceği hususunda beklenmedik bi yardım alınacağıdır diyor kitapta. bu durumla birlikte bi değişim süreci beklemekte zannımca seni zira kılıç yedilisi yaşamında yepyeni bir soluk getirecek biri ya da bir dönemi işaret ediyor. ters olması bu konuda kararsız kalabileceğin izlenimini uyandırdı bende, ama kalma yahuu değişim iyidir.:) gerçek duygu ve düşüncelerinin ne olduğundan emin ol şekercim. değnek beşlisi bir rekabet ve çatışma ortamını simgeliyor. bu değişim süreci etrafındakilerle fikir aykırılıklarına düşebileceğin çelişkiler yaşayabileceğinin göstergesi olabilir ama bence boşver bunları zira son kartta sana bir kutlama var efem. "artık kutlama zamanıdır. iç huzuru ve bayram sevincini ifade eder..." yani güzel güpgüzel bi sonucu olucak en nihayetinde. hmmm belki bu dağınık adamla nişan filan olur ha, ne dersin? hep iyiye yoralım iyi çıksın be yav...
vallahi elimden de bu kadar geliyor benim inşallah hep iyiler olur, hepppp...

18 Ağustos 2008 Pazartesi

kına ıyyykkkk


işten erken çıkmışım, sıcak mıcak demeden alışveriş yapmışım, ciciler almışım, yolların kapalı olmasından mütevellit uzun, upuzun dolmuş yolculuğunu çekmeme rağmen keyfimi kaçırmadan eve gelmişim ohh güzel güzel bilgisayarın başına geçip takılıcam, kitap okuycam diye düşünürken annemlerin zoruyla komşunun kızının kınasına götürüldüm. evet evet zorla. şimdi aslında ben şu kız isteme, söz kesme, nişan, kına ve düğün ritüellerinden genelde pek hazzetmeyen bir insan olmakla beraber eğer bu ritüellere konu kişi bi arkadaşımsa/yakınımsa/sevdiğim bi insansa herkesten çok ben sevinirim bu işe ve keyif duyarım. ama bence olması gereken de bu yahu. tamam oynicaz, göbek atıcaz da pistteki insanların bi tanesini bile tanımıosan bunun zevki nerde? tamam gamzeyi tanıyorum az çok; ama muhabbettimiz merhaba-merhabadan öteye geçmemiş ki hiç. kız arkadaşlarını/akrabalarını bırakıp benle mi ilgilenecek. ilgilenmesin de zaten. ben olsam ilgilenmezdim. bırakırdım kös kös otursun.:):) bi de saçmalamışlar pzt kına çarş düğün mü olurmuş, ama neymiş efendim düğün tarihi 20.08.2008'miş 2008,2008 olsunmuş. peeehhhhh. neyse bu konulara hiç girmicem, ne istemesem başıma gelir korkarım eleştirmekten. zaten geçen hafta annemin dayısının torununun düğünü bozuldu, hem de düğünden bi kaç gün önce; annem de saf gibi peh peh güldü. dedim anne manyak mısın aynısı kızlarının başına gelir melir diye çekinir insan bi. zaten iyice kaybettim evlenebileceğime olan inancımı geçmişteki aşk hayatı tablomla. evlenmek mesele diil de çocuk yapmak istiyorum ben yahuuuu. gerçi 25inde evlenmiş 35inde boşanmış bi kadın olmaktansa 35inde zar zor bulduğu bi adam müsveddesiyle mutlu sayılabilecek biraz kart bi anne olmayı yeğlerim deeee... [yine büyük konuşuyorum, allahım sen koru yareppim, süpaneke, dinimiz, amin:) (bu kısmı sadece ebik anlicak ama olsuunn, heheheheh)] neyse yaf çok sıkıldım gene, sıkılmak patolojik oldu galiba bende. oysa ki oysa ki neşeli ama gerzek ve zevzekçe şeyler yazmak vardı aklımda. ee napalım o da artık başka bi güne kısfpmet...:):)
ya bi de benim bildiğim kına gecesi dediğinde sadece kadınlar olur nerden çıktı böyle avrupai(!) adetler. şöyle geleneksel kıyafetlerini giyeceksin, gelini ağlatacak bi teyze olacak filan. peehhhhh.:):)

ben


hmmmm nerden başlasam nasıl anlatsam. kendimden sıkıldım ben yahu. gerçekten kendimden sıkıldım. blogumun geneline baktım da böyle hep iç sıkıcı yazılar, yazılar... yahu ben böyle bi insan değildim. neşeli şeyler yazmak istedim. neden mi kıskançlıktan tabii. birkaç yeni bloga çarpıldım böyle güzel güzel iç sıkmadan nasıl yazmışlar. insanın keyfi yerine geliyor. neyse...


*ben böyle iç sıkıcı, insanları boğan, depresif/mutsuz biri değilim normalde. bana sadece hayat tarafından dönem dönem bunalım nedeni insanlar postalanır ben de postacıya burda öyle biri oturmuyor dşyşp tebligatı almaktan imtina etmektense aman belki iyi bi şey gelmiştir diyerekten zarfı açarım ve o zarf da her zaman elimde patlar. zaten içinde iyi bişi olmadığını bilsem de meraktan da açarım ya, o ayrı.



*hayatımda hatırlayabildiğim bu şeklide yaşadığım iki ve halen yaşamakta olduğum bir süreç var. etti size üç. küçük çaplı olanları hem saymıyor, doğrusunu söylemek gerekirse de hatırlamıyorum bile.


* ilkinde lise üçteydim. o zamanlar canım dediğim en yakın arkadaşım dediğim insandan (burda ona uygun daha güzel sıfatlarım var ama neyse...) ciddi bi kazık yemiştim ki hatun beni ciddi bi depresyona sokmuştu resmen. resmen somurtkan şirin olmuştum. her cümlem "nefret ederim" kalıbyla sonlanmakta asık suratlı bi acuze gibi etrafta dolaşmaktaydım. (ki ben kendimin suratı asık halini hiç beğenmem resmen çirkin, çipçirkin biri, normalde o kadar da çirkin değilim yahuuuu:)) neyse ki atlattım ben bu saçma sapan süreci ve hayat bana birini kaybettirirken doğru, dopdoğru bi "can arkadaş" kazandırdı bana: ece'yi... her şeyde bi hayır vardır sözüne de tam bu noktada inandım işte. (depresyon başlangıcı sonbahar sona erişi hatırlanmamakta)


*ikincisinde üniversite ikideydim. çok yakın ve çok sevdiğim onu sürekli koruma içgüdüsüyle hareket ettiğim (ki bu çok yanlışmış) bi arkadaşımla aramız limonileşti. ben içime kapandım. zaten tipik tuğba hareketidir bu içine kapanır kimseyi de almaz. neyse sonra bi adam çıktı karşıma. haytımda belki ilk kez gerçekten birine çok hem çoookkk aşık oldum. o adam bazen sevgilim oldu bazen düşmanım. aşktan resmen salakladım. haklıyken de haksızken de özür diledim. resmen yerlerde süründüm sevsin beni diye. sonra ne oldu. bu da can tabii yeter dedi bi yerde. yeter, yeter. ben araya giren yaz tatiliyle hem ona hem kendime rest çektim, tamamen hayatımdan çıkardım onu. içim kan ağladı yine de aramadım. sonra dinlediğim şarkılar sıkmaya başladı, acılarım bayatladı, bütünlemelerde yeniden doğdum. (küllerinden doğan anka kuşu:P) o adamla da bi daha muhattap olmadım. kendi kendime yemin ettim, bir daha asla SUİ GENERİS ilişkiler yaşamam diye. (depresyon başlangıcı sonbahar bitişi yaz) (çıkarılacak ders: arkadaşına küsüp içine kapanıp olmayacak bi dala tutunmamak gerekir.(miş) :P)


*sonra dingin huzurlu bi dönem var. 2004'ün sonbahar başlangıcıyla başlayıp 2008 sonbaharına dek süren. neşeli, huzurlu belki aşksız ama rahat. iyi dostlar ve güzel günlerle mimli. bir sürü güzel an ve anı şu an tam anımsayamadığım. (insan hafızası ne salak, kötüleri mimle iyiler flu kalsın. iş mi şimdi bu?) (iki üç sonbaharı mutlu geçirmişim yahu, hayret:P:P)


*en son da bu dönem işte. bu blogun ana kahramanı süpriz yumurtadan çıkarcasına hayatıma girip aynı hızla yıkıntılarımın arasından çekip gitti. (depresyon başlangıcı 2008 kasım aralık bitişi ?)


yazının sonuna gelmişken niye yazdığımı unuttum bu yazıyı ve bağlayamıyorum şimdi. neyse demem o ki ben aslında bu kadar sıkıcı, iç kanırtıcı bi insan diilim yahu. beni bu hale getirenler utansın...:P:P:P:)

aa bi de daha önce de söylemiştim aynen ece'nin dediği gibi ağustos doğumluların laneti sonbahar kış ayları. istatistiklerime bakınca farklı bi durum göremiyorum gerçekten...:):)

17 Ağustos 2008 Pazar

fal(ımsı)



sizin için tarot destesinden üç kart seçtim. kupa üçlüsü (düz), kılıç şövalyesi (ters) ve joker (düz).

16 Ağustos 2008 Cumartesi

geçmişten bir cümle


geçen ay bir arkadaşım evlendi. baya eski bi arkadaş orta üçte aynı sınıfa düşmüştük, "ankara hukuk"u kazandık aynı amfiye düştük filan. severdim kendisini aslında hala da severim. konu bu değil. konu düğün fotoğrafını görünce üniversite üçte aramızda geçen diyaloğun aklıma gelmesi. yine final ya da vize arifesi filan, kütüphanede ders çalışıoruz harıl harıl. mola vermişiz beraberce. "E" ile (isim vermek olmaz şimdi) kız arkadaşından ilişkilerden filan açıldı konu. o zaman hemen hemen 1 senedir beraberler bunlar. neyse konu aldatma aşık olma muhabbetlerine filan geldi. yakın arkadaş ya çekinmiyor kız arkadaşını aldattığından filan bahsediyor. benim de aklım almadı "insan aşıksa yapmaz, yapamaz böyle bişi" dedim. ama e zaten hiç aşık olmadığını bundan sonra da aşık olabileceğini zannetmediğini ama bu kızla evleneceğini (evlendiler de nitekim) filan söylemişti. bense bu duruma hırslanıp (kızı da tanıyorum, ne kadar aşık olduğu çok belli, saf iyi bi kız.) "E... senin gibi bi sevgilim olacağına ömrüm boyunca yalnız kalayım daha iyi." demiştim. şimdi düşünüyorum da ettiğim bu cümle bana geri döndü sonra. ben başka bi "E" ile tanıştım aynı adam bana hayatında hiç aşık olmadığını, bundan sonra da olacağına inanmadığını söyledi. ben gene de kulak arkası edip bu sözleri çok aşık oldum, ne olursa olsun onu istedim. ama sonuçta olmadı.

neyse ben şimdi onların düğün fotoğraflarına bakarken istediğimin bu olmadığını bir kez daha anladım. görebiliyorum çünkü, e aynı e. değişmeyecek ki. ama kız da aptal değil ya bütün aldatılışlarını bilecek ve tüm bunlara rağmen sineye çekecek her şeyi. sonra bi gün belki beş belki on yıl sonra dayanamayacak ama bu kez de çok can acısı biriktirmiş olacak. şimdi nasıl bu kadar emin olabiliyorsun diyeceksiniz belki. ama dedim ya yıllardır tanıyorum E'yi, nasıl değiştiğini ve bundan sonra ne olarak kalacağını çok iyi biliyorum. ve benm bildiklerimi bilen başka arkadaşlarımız da var.

neyse konu şu ki bir tür erkek tiplemesi bunlar. bir grup. "asla aşık olup bağlanmayan erkekler" grubu...:) ve nedense bu tip erkeklerin karşısına da her zaman "deli gibi aşık olup piskopatça bağlanan kadınlar" grubundan kadınlar çıkar.

neyse "E" ve "D"ye mutluluklar dileyeyim ben ve tabii diğer "E" ve karşısına çıkmış/çıkacak şanssız talihsiz(ler)e de...:):) [edit: diğer E'ye mutluluklar dilemişim fark etmeden, ama yok onun için hiç iyi dileklerim yok olmayacak da. vaz geçtim geri alıyorumm...:P:P]


aa bi de geçen gün çağla şıkelle emre altuğ evlenmiş. niyeyse ben pek bi mutlu oldum. aslında o karıdan hiç hazzetmem ama kaç senedir pek aşıktı yav. mutlu olsunlar bakalım.