hmmmm nerden başlasam nasıl anlatsam. kendimden sıkıldım ben yahu. gerçekten kendimden sıkıldım. blogumun geneline baktım da böyle hep iç sıkıcı yazılar, yazılar... yahu ben böyle bi insan değildim. neşeli şeyler yazmak istedim. neden mi kıskançlıktan tabii. birkaç yeni bloga çarpıldım böyle güzel güzel iç sıkmadan nasıl yazmışlar. insanın keyfi yerine geliyor. neyse...
*ben böyle iç sıkıcı, insanları boğan, depresif/mutsuz biri değilim normalde. bana sadece hayat tarafından dönem dönem bunalım nedeni insanlar postalanır ben de postacıya burda öyle biri oturmuyor dşyşp tebligatı almaktan imtina etmektense aman belki iyi bi şey gelmiştir diyerekten zarfı açarım ve o zarf da her zaman elimde patlar. zaten içinde iyi bişi olmadığını bilsem de meraktan da açarım ya, o ayrı.
*hayatımda hatırlayabildiğim bu şeklide yaşadığım iki ve halen yaşamakta olduğum bir süreç var. etti size üç. küçük çaplı olanları hem saymıyor, doğrusunu söylemek gerekirse de hatırlamıyorum bile.
* ilkinde lise üçteydim. o zamanlar canım dediğim en yakın arkadaşım dediğim insandan (burda ona uygun daha güzel sıfatlarım var ama neyse...) ciddi bi kazık yemiştim ki hatun beni ciddi bi depresyona sokmuştu resmen. resmen somurtkan şirin olmuştum. her cümlem "nefret ederim" kalıbyla sonlanmakta asık suratlı bi acuze gibi etrafta dolaşmaktaydım. (ki ben kendimin suratı asık halini hiç beğenmem resmen çirkin, çipçirkin biri, normalde o kadar da çirkin değilim yahuuuu:)) neyse ki atlattım ben bu saçma sapan süreci ve hayat bana birini kaybettirirken doğru, dopdoğru bi "can arkadaş" kazandırdı bana: ece'yi... her şeyde bi hayır vardır sözüne de tam bu noktada inandım işte. (depresyon başlangıcı sonbahar sona erişi hatırlanmamakta)
*ikincisinde üniversite ikideydim. çok yakın ve çok sevdiğim onu sürekli koruma içgüdüsüyle hareket ettiğim (ki bu çok yanlışmış) bi arkadaşımla aramız limonileşti. ben içime kapandım. zaten tipik tuğba hareketidir bu içine kapanır kimseyi de almaz. neyse sonra bi adam çıktı karşıma. haytımda belki ilk kez gerçekten birine çok hem çoookkk aşık oldum. o adam bazen sevgilim oldu bazen düşmanım. aşktan resmen salakladım. haklıyken de haksızken de özür diledim. resmen yerlerde süründüm sevsin beni diye. sonra ne oldu. bu da can tabii yeter dedi bi yerde. yeter, yeter. ben araya giren yaz tatiliyle hem ona hem kendime rest çektim, tamamen hayatımdan çıkardım onu. içim kan ağladı yine de aramadım. sonra dinlediğim şarkılar sıkmaya başladı, acılarım bayatladı, bütünlemelerde yeniden doğdum. (küllerinden doğan anka kuşu:P) o adamla da bi daha muhattap olmadım. kendi kendime yemin ettim, bir daha asla SUİ GENERİS ilişkiler yaşamam diye. (depresyon başlangıcı sonbahar bitişi yaz) (çıkarılacak ders: arkadaşına küsüp içine kapanıp olmayacak bi dala tutunmamak gerekir.(miş) :P)
*sonra dingin huzurlu bi dönem var. 2004'ün sonbahar başlangıcıyla başlayıp 2008 sonbaharına dek süren. neşeli, huzurlu belki aşksız ama rahat. iyi dostlar ve güzel günlerle mimli. bir sürü güzel an ve anı şu an tam anımsayamadığım. (insan hafızası ne salak, kötüleri mimle iyiler flu kalsın. iş mi şimdi bu?) (iki üç sonbaharı mutlu geçirmişim yahu, hayret:P:P)
*en son da bu dönem işte. bu blogun ana kahramanı süpriz yumurtadan çıkarcasına hayatıma girip aynı hızla yıkıntılarımın arasından çekip gitti. (depresyon başlangıcı 2008 kasım aralık bitişi ?)
yazının sonuna gelmişken niye yazdığımı unuttum bu yazıyı ve bağlayamıyorum şimdi. neyse demem o ki ben aslında bu kadar sıkıcı, iç kanırtıcı bi insan diilim yahu. beni bu hale getirenler utansın...:P:P:P:)
aa bi de daha önce de söylemiştim aynen ece'nin dediği gibi ağustos doğumluların laneti sonbahar kış ayları. istatistiklerime bakınca farklı bi durum göremiyorum gerçekten...:):)


12 yorum:
Waavv sende benim gibi ne çok şey yaşamışsın ömrünün arkada kalan kısmında.
Ben çözdüm ama bu depresif hallerden nasıl kurtulacağımı. Tek yapman gereken mutlu olmaya çalışmak, beyninde dolaşan anlamsız sorulardan, ve hep hep sürekli daima birşeyler düşünmekten kurtulmak.
Çıkacaksın akşam serinliğinde ( tek başına) beynindeki BÜTÜN DÜŞÜNCELERİ ebediyete yollayacaksın yarım veya bir saatliğine ve sadece rüzgarı hissedeceksin, sana dokunuşunu ve ne kadar rahatladığını. Ve bu yarım saatlik yürüyüşten sonra kendini yenilenmiş gibi hissedeceksin.
Aslında bu kadar basit, denemelisin.
"...beyninde dolaşan anlamsız sorulardan, ve hep hep sürekli daima birşeyler düşünmekten kurtulmak" evet sanırım benim sorunum bu beynimdeki sorular ve sürekli bir şeyleri düşünmek, kuruntu etmek.
çözüm önerin için teşekkürler ama beynimdeki soruları nasıl ebediyete yollayacağımı söylememişsin...:P:P
bende aynı dertten muzdaribim aslında. yazdıklarımın tersine inanılşmaz eğlenceli esprili biriyimdir. ama ben kendimce bu duruma şöyle bir açıklık getirdim. yazdıklarım benim diğer yanımı oluşturuyor sanırım. göz önüne getirmediğim yanımı...
@beenmaya: evet ya haklısın işte kimseye gösteremediğimis yanımısı hiç tanımadığımıs insanlara gösterebiliyorus. belki de sırf bunlardan ötürü yargılanmayacağımısı düşündüğümüsden ya da yargılansak da takmayacağımısı bildiğimisden...
bi de ben şu yaşıma kadar aileme yansıtmamışım çoğu sıkıntımı şu saatten sonra bunu yapma düşüncesi bile saçma geliyor.:)
sen benim en mutlu en eğlenceli yanımsın istediğim kaçıklığı yapabileceğimsin
sen istediğim lafı istediğim yerde çat diye söylediğim
sen olmasan tek başıma yapamayacağım bütün anlık çılgınlıkları sen yanımda olunca hakikaten düşünmeden yapabildiğimsin
sen asla bunalım bi insan değilsin ben biliyorum sadece yazı yazmak istediğin zamanlar içinin sıkıldığı zamanlşar yoksa cıvıl cıvıl olduğun zamanlarda biz senle yaşamayı tercih ediyoruz yazmayı değil:)))))))
@tırtıl:): sen de benim, canımsın ebik'imsin, yapmak istediğim hiçbir şey de beni yalnız bırakmayansın, yanında rahat ettiğim, gülmekten bazen yerlere düştüğüm, içip içip aramaktan gocunmadığım, nar tanem nur tanemsin, şekerim, cicim, canımıniçisin.
özledimmm lennnnnnnnnnnnnnnnnn,
burda kimsem yok gibi çılgınlıklarıma, saçmalıklarıma ortak olucak, beni ne yaparsam ayapyım yargılamayacak, anlayışla karşılayacak...
hep böyle kalalım yoksa manyaklık tek başına yapılmıo yapılsa da güsel olmuyoooooo
özledim ben çabucak geleyim de nefese gidelim geneeee:):)
@tırtıl: sen de geeellllllll, kurstan vaktin olmuo biliom ama en azından seneye şöyle bi kaş'ı dağıtalım oluum tam bizlik, tam dağıtmalık. kaş manyaklar cennetiymiş, biz de oraya yakışırızzz:):):
Selamlar. Nerden buldum bilmiyorum ama bulduk işte. bu senin dönemler her insanda olduğu gibi. Yav boşver her insanı şimdi. Şahsım 2.5 yıllık moronluk dönemi içerisinde. Yazdıkların lise dönemlerimi hatırlattı bana. Bende tıpkısıydım.Can sıkmayalım şimdi, rss'yi kapıp daha sonra dönmeyi düşünüyorum. Hoşça kal!
@mim: her zaman beklerissss, ama lise dönemleri dedin beni bitirdin o kadar mı çocukça:P:P:)))))
Lise dönemleri çocukça dedin beni bitirdin. O dönemler çok mu çocukça. ahh bir çocuk olsaydım.
hahhhhahh
yani ne demek istediğimi anladın sen bence aslında:)
"gel birer çocuk olalım..."
Bana uyar :D
Yorum Gönder