16 Ağustos 2008 Cumartesi

geçmişten bir cümle


geçen ay bir arkadaşım evlendi. baya eski bi arkadaş orta üçte aynı sınıfa düşmüştük, "ankara hukuk"u kazandık aynı amfiye düştük filan. severdim kendisini aslında hala da severim. konu bu değil. konu düğün fotoğrafını görünce üniversite üçte aramızda geçen diyaloğun aklıma gelmesi. yine final ya da vize arifesi filan, kütüphanede ders çalışıoruz harıl harıl. mola vermişiz beraberce. "E" ile (isim vermek olmaz şimdi) kız arkadaşından ilişkilerden filan açıldı konu. o zaman hemen hemen 1 senedir beraberler bunlar. neyse konu aldatma aşık olma muhabbetlerine filan geldi. yakın arkadaş ya çekinmiyor kız arkadaşını aldattığından filan bahsediyor. benim de aklım almadı "insan aşıksa yapmaz, yapamaz böyle bişi" dedim. ama e zaten hiç aşık olmadığını bundan sonra da aşık olabileceğini zannetmediğini ama bu kızla evleneceğini (evlendiler de nitekim) filan söylemişti. bense bu duruma hırslanıp (kızı da tanıyorum, ne kadar aşık olduğu çok belli, saf iyi bi kız.) "E... senin gibi bi sevgilim olacağına ömrüm boyunca yalnız kalayım daha iyi." demiştim. şimdi düşünüyorum da ettiğim bu cümle bana geri döndü sonra. ben başka bi "E" ile tanıştım aynı adam bana hayatında hiç aşık olmadığını, bundan sonra da olacağına inanmadığını söyledi. ben gene de kulak arkası edip bu sözleri çok aşık oldum, ne olursa olsun onu istedim. ama sonuçta olmadı.

neyse ben şimdi onların düğün fotoğraflarına bakarken istediğimin bu olmadığını bir kez daha anladım. görebiliyorum çünkü, e aynı e. değişmeyecek ki. ama kız da aptal değil ya bütün aldatılışlarını bilecek ve tüm bunlara rağmen sineye çekecek her şeyi. sonra bi gün belki beş belki on yıl sonra dayanamayacak ama bu kez de çok can acısı biriktirmiş olacak. şimdi nasıl bu kadar emin olabiliyorsun diyeceksiniz belki. ama dedim ya yıllardır tanıyorum E'yi, nasıl değiştiğini ve bundan sonra ne olarak kalacağını çok iyi biliyorum. ve benm bildiklerimi bilen başka arkadaşlarımız da var.

neyse konu şu ki bir tür erkek tiplemesi bunlar. bir grup. "asla aşık olup bağlanmayan erkekler" grubu...:) ve nedense bu tip erkeklerin karşısına da her zaman "deli gibi aşık olup piskopatça bağlanan kadınlar" grubundan kadınlar çıkar.

neyse "E" ve "D"ye mutluluklar dileyeyim ben ve tabii diğer "E" ve karşısına çıkmış/çıkacak şanssız talihsiz(ler)e de...:):) [edit: diğer E'ye mutluluklar dilemişim fark etmeden, ama yok onun için hiç iyi dileklerim yok olmayacak da. vaz geçtim geri alıyorumm...:P:P]


aa bi de geçen gün çağla şıkelle emre altuğ evlenmiş. niyeyse ben pek bi mutlu oldum. aslında o karıdan hiç hazzetmem ama kaç senedir pek aşıktı yav. mutlu olsunlar bakalım.

5 yorum:

gaykedi dedi ki...

asla aşık olup bağlan(a)mayan erkekler güruhu gaylerde de çok var ve bunların yüzdeleri erkeklerden bile fazla, kadınlarda nedense daha az gördüm bu durumu ben hep, sanırım bu durumun sırrı kadınların cinselliğe bakışında saklı.

ne ben olabildim ne de başkası dedi ki...

tam da temas etmek istediğim nokta buydu işte. kadınların genelinin cinselliğe bakışı. bizim için aşk romantizm sevgi bağlılık daha önemliyken erkekler için cinsellik ön planda. benim için hissetmeden birini öpmek bile bu kadar iticiyken anlamlandıramıyorum bu durumu...

ne ben olabildim ne de başkası dedi ki...

aaa bir de dikkatleri resimdeki düğün pastasına çekmek isterim efemmm...:):)

beenmaya dedi ki...

yav bu aldatma işi değişik bir durum aslında. değişik derken şöyle ki hala görüştüğüm iki yakın arkadaşım var. ikisi de üniversitede beraber oldukları sevgililerini aldattı ve ikisi de bunu yaptığını itiraf etti. bu arada ikisi de hatundur, neyse bir tanesinin ilişkisi bu olaydan sonra pekişti gibi bişi oldu şu an evliler ve çok mutlulur (allah bozmasın) diğerinin ise ilişkisi bu nedenle bitti ve başkasıyla evli (gerçi o da mutlu onu da allah bozmasın) yani böyle tuhaf bişi...

ne ben olabildim ne de başkası dedi ki...

sanırım mesele bir şeyi yaparken adabıyla yapabilmekte yatıyor. şimdi aldatmanın adabı mı olur diyeceksin belki ama bence oluyor şekerim. mesela o iki arkadaşın da yaptıklarının arkasında durmuşlar bu bi meziyet bence. bir de kadınlarınki daha başka oluyor. mesela benim de bir arkadaşım vardı. upuzun bi ilişkisi vardı ama aradaki mesafeden(ist-ank) ve ilgisizlikten haliyle başka birine yöneldi. ama fiziksel bi aldatma olmadı bi kaç kere o çocukla görüştü, sonra sevgilisine aşık olduğunu anladı diğeriyle hiçbir şey yaşamadan bitirdi. ama sonuçta temelde aldatmış oldu. ama benm yazıda bahsettiğim arkadaşım daha farklı. monogami denen şeyi baştan kabul etmiyor. şu her zaman "çok kadın"cılardan. gördüğü her güzel/çirkin kızla aldatabilir eşini ve zannımca aldatıyordur da. yani onun için doğal olan çok eşlilik.
ama en nihayetinde aldatılmak çok can acıtıyor mu, acıtıyor. bundan ötesi yok.:)