şömine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şömine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2008 Pazartesi

ne zaman yağmur yağsa


gözlerimde şimşekler çakıyor bu aralar. kendi kendime konuşarak dağıtmaya çalışıyorum karabulutlarımı yağmaya başlamasınlar diye.
bugün çok yağmur yağdı. ben de toplaşan karabulutlarını gözlerimin kendimle konuşarak dağıttım her seferinde.
dün gece başladığım kitaptaki şehre günün birinde palamut iriliğinde yağmur damlaları düşüyor; yağan yağmur günlerce durmayıp sel oluyordu. orda bıraktım. dün gece keşke bu şehre de palamut iriliğinde yağmur damlaları düşse de sel olsa demiştim.
eskiden çok yağmur yağardı ve her yağdığında heveslenirdik okullar tatil olacak mı bu sefer de diye. artık ne eskisi kadar çok yağmur yağıyor ne de tatil olacak bir okulum var. özel sektörde çalışanlara da yağmur tatili yokmuş, öğrendim.
bir keresinde o kadar çok yağmur yağmıştı, o kadar çok yağmur yağmıştı ki, ki ben henüz 11ime basmamıştım, hava yemyeşil olmuştu. süleyman hoca bize inatla ingilizce öğretmeye çalışırken biz camdan dışarı bakmıştık. yemyeşil bi hava olur mu hiç? oldu işte.
ama eskidendi bunlar işte. artık buralarda yağmur bile günlerce kalmıyor. yarına güneş açacak, biliyorum. nostaljisini bile düzgün yaşatmayan kahpe yağmurlar var artık.
yalnızım.
eskiden ruhendi yalnızlığım, şimdi fiziki. eskiden kalablıklardan sıkılır bir başıma olmayı özlerdim. şimdi o curcunayı, kalabalık arkadaş toplantılarını özlüyorum. bi evim vardı benim, küçük ama aynı zamanda kocaman. az masraf çok emekle hep beraber pişirdiğimiz yemekler, kurduğumuz sofralar, küçük çaydanlıkta gerekirse haşlayıp da içtiğimiz çaylarımız. sonra yaprak dökmü misali birer birer azaldık. kalmayı becerebilenler kaldı, bense aptal bi aşk acısına bi şehri bıraktım. en manasız gerekçe benimdi, şimdi görüyorum.
bu haftasonu sadece pazar günü sigara almaya çıktım ben. sonra durdum, düşündüm. düşündükçe ankarayı özledim. bi şehre değildi ki bu özlem. dedim ki inat edip kalsaydım nasıl olurdu haftasonum?
evde olsam bile bu kadar yalnız hissetmezdim. saat kaç olursa olsun aradım birini, gel beni al derdim nazım geçtiğince. ya da cuma iş çıkışı serdarda olurduk gene hep beraber. şömineyi yakar şarap alırdık. hepimizin ayrı fikirde olduğu bi konuyu tartışır ama sonra etkilemeden hiçbir şey dostluğumuzu aptal bi şeye gülerdik. "içliiiiikkk vıaaarrrr" "ona cafer deniyomuş biliyo musunuz" en son o evde kahkahalarla, gözümden yaş gelene kadar gülmüştüm ben. türlü saçmalığa deli deli gülmeyi özledim.
özledim işte dahası var mı.
ah ankara anılarda ve hayallerde mi kaldın şimdi...