bir rüya görüyorum. yine, yeniden. saçma sapan ama çok anlamlı benim için. çünkü o kadar somut hissediyorum ki varlığını, rüya değil o an sanki ben yanındayım. sarılıyorum. öpmek geliyor içimden. sonra öpüşüyoruz. sandığımın aksine mutsuz olmuyorum. ama bir engel var aramızda. o engel benim vicdanım. yapamam diyorum, bunu başkasına yapamam. üzgün değilim; hatta tam aksine huzurluyum. sonra yeniden sarılıyoruz. içimden seni yeniden öpmek geliyor. o kadar somut bir biçimde hissediyorum ki bunu. ama öpmüyorum; sadece sımsıkı sarılıyorum sana. bütün hücrelerimde aşkımı hissediyorum. biraz daha sarılıyorum sonra. içimden öpmek geliyor; o kadar yoğun ki. öpmemek için seni, kollarımı daha sıkı sarmalıyor, başımı omzuna gömüyorum çok sevdiğim kokunu koklayarak. hüzün yok, acı yok, nefret yok niyeyse sadece huzur var. uyanıyorum. hala huzurluyum. akıp gidiyor her şey, çok net görüyorum.
hani herkesin bir "aşık olduğunu nasıl anlarsın?" formülü var ya, ben de kendiminkini buluyorum:
"bi adama sarıldığında bütün hücrelerinde onu öpme isteği duyuyorsan, aşıksın!"
hani herkesin bir "aşık olduğunu nasıl anlarsın?" formülü var ya, ben de kendiminkini buluyorum:
"bi adama sarıldığında bütün hücrelerinde onu öpme isteği duyuyorsan, aşıksın!"
