kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2009 Perşembe

özetler - ortaya karışık ya da ordan burdan

hala yazacak çok bir şeyim olmamakla birlikte bu suskunluğa bir son vermek adına saçmalamaya karar verdim.

öncelikle şımarıklık yaparak beni özleyenler parmak kaldırsınnnnn diye bağırmak istiyorum.

akabinde hayatımda değişen hiçbir şey yok sevgili okuyucu!!! aynı tas aynı hamam anlayacağın. ama beni mutlu eden birkaç şey olmadı değil. çok garip bi arkadaşlığım oldu mesela. hikayesi uzun ve tuhaf ama bu kadar değer görmek garip geliyor. değer görmek insanın omzuna ciddi yükler yüklüyormuş... ama bu arkadaşımın karşı cinsten mütevellit bana karşı duygular beslemesinden tedirgindim ki, bi kızla tanıştı, rahat bi nefes aldım. ama bu işler belli olmuyor bacılarım kardeşlerim. o nedenle hala korkmaktayım.

sonracıma herkes zayıfladığımı söylemekte uzunca bi vakitte de olsa tartıda 58,5'i gördüm ya daha ne isteyeyim. hedef 55, daha azı yakışmayacak biliyorum.

sonraa birkaç gün önce hiç kimseden beklemediğim bi iyiliği çok alakasız birinden gördüm, bi acayip hissettim. ben olsam yapar mıydım dedim, ufacık bişiydi belki ama ben akıl edebilir miydim etsem bile yapar mıydım emin olamadım... o küçücük jestiyle kalbimde inanılmaz bi yer edindi o insan.

konken grubu kurduk, hesabına okey oynamaya gidiyoruz habire. b kedi var gittiğmiz kafede, ne zaman gelip kucağıma kurulsa yerden okey çektiğim için garsonlardan siparişle birlikte kedi de istiyorum, kötü espiri yapıp "kedniz nasıl pişmiş istersiniz" diyorlar. poker de öğrenip işi ilerleticez galiba :PpP

avukatlığa epey alıştım bu arada, dün tek başıma hacze bile gittim. ne olursa olsun haciz boktan bişi, allam lüffen ilerde icra işim olmasınnnn:((

saçlarımı boyatmam lazım ama bu ay maaşımı aldığım gibi harcadığımdan mı ne ay sonunu görememekten acayip tırsıyorum. ne yapsam kararsız kaldım:(( bi de öğrenim kredisinin ödemesi var, üfffff ki ne üfffff!!!

elif şafak'ın aşk'ını bitirmek üzereyim bi de dönüp en baştan okuyasım var. sinirlendiğim, kızdığım, öfkelendiğim anlarda kitaptan cümleler geliyor aklıma. uygulayamasam da tam anlamıyla sakinleşiyorum bir nebze...

gölgesizler'i izledik dün, sinemada sadece 4 kişşydik. diiğer iki kişi de tesadüf tanıdık çıkınca komik oldu. beklediğim gibi çıkmadı ama filmi seçenler olarak umduğumuz gibi olmadığı çaktırmamaya çalıştık. bence kitabı okumak lazım, aşk bitince ilk işim gölgesizler'e başlamak olucak.

son olarak çiko kızgınlıkta gene ve bahçedeki dişi kedimiz de hamile. 2 aya bir sürü bebeye bakıyor olabilirim, antalya'da olup da kedi almak isteyenlere duyrulur.

sevgilerrrrr

7 Mart 2008 Cuma

hayal


şöyle sağlam bir sarhoş olma isteği var içimde
kendimi bilemeyecek hale gelene kadar içsem içsem içsem...
ama mülakata bir hemen hemen bir hafta kaldı.
bu mülakatın olumlu sonuçlanacağı kesin olmadığına göre (evet, torpilim var mı yok mu belli değil) 30 marta kadar ders çalışmaya devam etmem lazım.
üstüne bu aralar adliyede de koşturmaya başladığıma göre nasıl olacak bu işler???
offffffffffff
bambaşka bir şey istiyorum ben küçük bir kitapçı dükkanı(büyük hayalimizden bile vaz geçtim) mesela. oturur kitap okur olabildiğince de kitap satarım. içinde sokak kedileri için mama kapları olur şöyle değişik değişik. sonra yavrularlar bebişler olur onlara sepet yaparım... şöyle ara sıra uğrayan bilge sokak köpüşümüz için de mama bulundururum. canı isteyince gelir yer benimle sohbet eder gider. (hep ben konuşurum o dinler aslında) ama geceleri çok geçe kalırsam durağa kadar bana eşlik etmeyi hiç ihmal etmez.
sonra gerçekten hayvan sever birileriyle bebişleri sahiplendiririm. yavru kedinin bakışlarının yumuşatamayacağı kalp yoktur bence. küçük de bir arka bahçesi olmalı kitapçı dükkanının. yerler eski tahta olmalı. belki iki masa da atarım bir kitabı alamayanlar ama yine de o kitabı okumak isteyenler için. müsamahalı olabilirim her şeye karşı, cebe atılan bir kitaba(çalınan şey kitap olsun yeter ki ve okusun o kitabı çalan kişi) ama kedilerime kötü davranmasın kimse. tek müsamaha gösteremeyeceğim şey o olur.
hayal işte ama akşam akşam düşüncesi bile huzur verdi, mutlu etti beni.
isteyen herkesi ortak edebilirim bu hayale efendim, dahil olmak isteyenler el kaldırsınlar yeter...
dükkanın adı da belli "kitapçı dükkanı" ne yaratıcı değil mi?:):)
p.s. yazıya bambaşka bir yerden başlayıp bambaşka alakasız bir yerden bitirmek de böyle olur ancak...:):)


4 Şubat 2008 Pazartesi

kedi


şu dünyada delirmeye insandan sonra en yakın başka bir varlık varsa o da kesinlikle kedi. yahu gün geçmiyor ki ben bu hayvanlara ilişkin enteresan bir hikaye dinlemeyeyim. şöyle efendim, hikaye bir arkadaşımın kedisi sürahi(şimdi nerelerde bilinmiyor, yani akıbeti meçhul) ile köpeği arsız arasında geçiyor. (ikisi de süper isimler ama değil mi, arsız ve sürahi) neyse efendim arsız arkadaşımın annesine çok düşkün. bir gün anne evden çıkıyor bir yere gitmek üzre. arsız da adı gibi arsız ya ipini koparmak için uğraşıyor uğraşıyor sonunda becerip fırlıyor bahçeden. ama anne çoktan dolmuşa filan binmiş olsa gerek. neyse burdan sonrası tesadüf eseri olaya tanık olan komşularının ağzından. arsızın ipini koparmasıyla birlikte fırlamasının ardından sürahi de tam gaz arsızın arkasından koşuyor tasmasından yakalayıp eve geri getiriyor. zaten bu sürahi pek normal bi kedi de değil mahallenin en belalı köpeğini sindirmiş zamanında. köpeği kulubesine filan sokmazmış. üstüne bir de köpeğin mamasını yer hayvanı aç bırakırmış. sonra kaybolup gitmiş.
neyse ne diyordum bu kediler hakkaten delirebilir. mesela alvin, yahu hayvan hem küçük bir kaplandı hem de eve kimseyi kabul etmezdi. misafir sevmiyor hayvan. yahu bi de bebekliğinden beri tanıyosun beni sen kırk yılın başı arkadaşıma kalmaya gelmişim zehir etmişti geceyi bana. sosisle kandırayım demiştim sosisi güzelce mideye indirip ayağıma attığı güzel pençeyle de teşekkür etmişti. manyak hayvan işte. o da kimbilir nerde şimdi. özledim mi, bilmiyorum geçmişimden bir parça ya geçmişi özlediğim için sürekli onu bile özledim denilebilir.
bu arada çiko da tam gaz kızgınlık dönemine girdi. limuzin edasıyla başımızı şişirerek evde gezinip duruyor. kediş eve gelmiyor zaten gelse de kızmıza pek pas vereceğini zannetmem ya. resmen aşık oluyo bunlar da. ama sonrası iyi işlerini gördükten sonra sen yoluna ben yoluma hesabı. yok aldatılmak, yok acı çekmek filan. gerçi çiko bebeklğinden beri çocukluk arkadaşımın sevgilisne aşık ya o ayrı. hayvan sahibi gibi illa imkansızı isteyecek. aman o kadar emin ki endamından güzelliğinden ona yüz verilmediğini anlamayacak kadar burnu havada kızımızın.
aman niye bunları yazdı ki bu şimdi diyen olursa, efendim blog günlük gibi kullanılmamlı yazıyordu bir yerlerde. ben de hep günlük gibi kullandığımdan ötürü bir değişiklik yapayım dedim.
neyse bu da böyle bir yazı olsun bakalım.

4 Aralık 2007 Salı

şaşkınlık

sizi en çok kimin sevdiğini anlamak istiyorsanız küçük bir seyahate çıkın derim ben.
onu terk ettiniz sanıp içlenecek, hastalanıp mutsuzlaşacak kişi sizi en çok özleyen ve sevendir.
dönüşünüzle birlikte evde bayram havası yaratacaktr bir de.
ben dün bunu gördüm.
huysuz, canı isterse sevdiren istemezse dünya yıkılsa yanıma yaklaşmayan kedim 3gün için çıktığım yolculuktan döndüğümde evde resmen bayram havası yarattı.
saatlerce kucağımdan inmemeler mi dersiniz bebek gibi kollarımda-hem de pek rahat olmayan bir pozisyonda- uyumalar mı... gözlerim doldu ama ağlayamadım. bu kadar sevilmek sadece bir kedi tarafından bile olsa yaşamaya değer bir şeyler olduğunu gösterdi bana.
peki ya ben ne yapmıştım. o, onu terk ettim sanıp buralarda içlenirken ben günümü gün edip keyfime bakmıştım. ama ben de çok özlemişim. hatta en çok belki de tek onu özlemişim.
bu soğuk, sevmediğim şehre sağ salim inip inmediğimi merak etmeyen bir adamı düşünmemem gerektiğini öğretti bana dün geceki vuslat...