elif şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elif şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2008 Perşembe

bilinmese de olur

sevmekle nefret etmek arasında gidip gelen bir sarkaç var içimde. seni, onu ve bazen kendimi...
ta başından beri zaman zaman sen olmasaydınla başlayan varsayımlar üzerinde duruyorum. hiç tanışmamış olsaydık, yaşananlar hiç yaşanmamış olsaydı...
ama insan denen şu yaratık çok bencil. iade etmek/çöpe atmak(her şeyin ve hepimizin bir gün çöp olacağına istinaden) zor geliyor o bir elin parmakları sayısı bile etmeyecek günleri... sanki daha da uzayabilecekken bir başkası tarafından fütursuzca elimden çalınmış gibi hissettiğim
imalar, göndermeler yok artık. evet böyle hissediyorum. mantığa yer yok burda, aşkta mantığa yer yok zaten.
diğer olasılık geliyor ve zihnimin bir köşesinden süzülüp ele geçiriyor beni, benliğimi...
sonu baştan çizilmiş bir öyküde "eğer"le başlayan cümleler kuruyorum.
eğer o cuma gitmemiş olsaydım
eğer senin yanından bir dakika bile ayrılmasaydım
eğer bir başkasının aklına/gönlüne(buna inanmıyorum gerçi) gelip girmesine müsade etmeseydim ya da engel olabilseydim
peki ya elimden gelir miydi bunlar?
ya da bunlar engel olur muydu yaşanacaklara?
ama gönül bu (türkçedeki en güzel kelimelerden biri de bu bence gönül, gönül, gönül)
birilerinin parkta/sokakta/bir yerde unuttuğu bir oyuncağı ilk ben buldum öyleyse benim diyen bir çocuk misali ötekinin/ötekilerin de onu isteyebileceğini görmezden gelen...
bu hikayade herkesin "eğer"le başlayan cümleleri var.
oysa şimdi ben sevmekle nefret etmek arasında bir sarkacın ucunda sallanmaktayım. hem sevip hem nefret etmek değil bu.
bir gün sevip incinirken öteki gün öfkelenip hoyratlaşan
iz(ler) bırakarak.
bütün gücümle birisinin/birilerinin beni anlamasını bekleyerek.

"cinler belirsizlikle maluldur.
insanlar da belirsizlikten duydukları korkuyla."
elif şafak- araf s.194