beklemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beklemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2008 Pazar

küçük prens

benim masalımdaki bu değil ama:)

zamanın birinde( öyle zamanın birinde dediysem çok önceleri filan değil yahu, tam da şimdiki zamanda) küçük, miniminnacık bir prens yaşarmış.
küçük dediysem öyle yaşça küçük değil canım, lafın gelişi.
çok yakışıklıymış bu prens, tam da şu şeytan tüyü dedikleri şeye sahip olanlardan.
yeni bir kızla tanışmaya görsün hemen etkileyiverirmiş bu kızı.
yok canım etkilermiş dediysek isteyerek değil
hani şeytan tüyü var ya onda,
ondan.
kız kendisine tutulup üzülmesin diye de elinden geleni yaparmış
ama nafile
kaçan kovalanır ya her zaman aşık oluverirmiş kızlar hemencik ona.
ama o, hiçbirine aşık olmazmış.
çünkü o, hayatı boyunca aşkı tadamayacak şanssız insanlar güruhundanmış. (hemen celallenip nasıl tatmaz kimse aşkı her insan hayatında bir kerecik de olsa aşık olur demeyin efendim. var böyle bir grup. aşık olsa da aşka inanmadığı için fark edemeyenler onlar.)
neyse dağıtmayalım masalımızı.
günlerden bir gün yine şapşal mı şapşal bir kız aşık olmuş prensimize. hem de bir gün içinde. kız öyle pek güzel bir kız değilmiş ama çok cesaretliymiş, şu atalarımızın cahil cesareti dediklerinden.
ama prens açık sözlüymüş baştan söylemiş kıza marazını.
kız da kabul etmiş.
kabul etmiş etmesine de kalbinin kabul etmediğini anlayamamış.
her biri, bir yıla bedel yedi koca günü yan yana, koyun koyuna, el ele, göz göze geçirmişler.(sorun tam da burda ya prens kızın yanındayken söylediklerine paralel davranmamış.)
sonra prense başka bir kız daha aşık olmuş.
prens yine aşık olmamış ama çok hoşlanmış bu kez.(öyle düşünüyorum)
bu yeni kız aslında diğerine çok benzermiş.
(hatta başka zamanda başka koşullarda tanışsalarmış bu kızlar benzerliklerine şaşarlarmış)
o kızla da güzel zamanlar geçirmiş prensimiz.
( onunla ne kadar zaman ne yaşadıkları bilinmiyor bundan ötürü kaç yıla bedel kaç gün geçirdikleri
anlatıcı için şaibeli.)
neyse prens yine aradığı şeyi(aradığının ne olduğu bilinmiyor) bulamamış olacak ki o kızı da üzmüş.
onu üzdüğüne üzülerek hem de.
çünkü prens kimseyi üzmek istemezmiş.
hikayede ona aşık olan ilk kız zaten önemsizmiş de bu ikincinin bu kadar üzülmesi...
zaten kronik mutsuz olan bünyesini kötü etkilemiş bu.
acı çekmiş.
şimdi ise 'biri'ni beklemekteymiş prensimiz.
o zamana, o biri gelene kadar- ki şahsi kanaatim o biri hiç gelmeyecek-
kaç kalp daha kıracağını
düşünür
şimdiden üzülürmüş.
acaba?
ama anlatıcıya üzülmediği kesin diğerini anlatıcı da bilemiyor...


not: bu yazı akşamüzeri saat 6 civarı yazılmış olmakla birlikte internet bağlantısının hainliği sebebiyle bu saatte yayımlanabilmektedir.(gereksiz bir açıklama ama yapmak istedim, ne de olsa benden başka kimse yok:)
not2: yazı masalsı bir tarzda yazılmış olmakla birlikte karakterler gerçek hayattan alınmadır. ama prensin hissiyatları tamamen anlatıcının akıl yürütmesidir. gün olur prens okuyacak olursa alınıp gücenmesini istemez anlatıcı. maruzatını bildirmesiyle birlikte gerekli düzeltmeler yapılır. aynı şey masalda sözü geçen ikinci karakter için de geçerlidir.