yetkililere sesleniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yetkililere sesleniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2009 Cuma

nasıl vampir olabilirim planları - I



epey uzun zamandır içimden gelmiyor yazmak; bir sebebi de yok aslında. saçma şeylerle uğraşıp -misal feysbukta okey oynamak gibi- zaman öldürüyorum, öldürüyordum sadece. yazmak neyse de blog okumayı da ihmal etmiştim ki geçenlerde epey aradan sonra birkaç bloga uğradım, iyi ki de uğramışım. babenin sayfasına da uğradım. şimdi hem akıllı, hem zeki, hem güzel hem de onunla timuçin esen de dahil olmak üzere epey bi ortak noktamız olmasından mütevellit şu yazısında bahsettiği şey ilgimi çekti. alacakaranlık filmini hemen hemen herkes duymuştur. film burda gösterime gireli nerdeyse 2 hafta oldu belki de geçti ama ben kaçırmadan izleyeyim derken unutup duruyordum. uzaktan bi vampir var bi de kız işte vampirler saldırır insanlar kurtulur gibi bişi sanmıştım. neyse sonra babenin bilogta filmin uyarlama olduğunu seriyi nasıl da bir solukta okuduğunu gördüm. konu kitaplar olunca her daim merakıma yenilmişimdir ki bu kez de böyle oldu. uykusuz kalmak pahasına ilk kitabı (alacakaranlık) iki gecede bitirdim. birkaç saat önce başladığım ikinci kitabı yarılamış olmakla kesinkes karar verdim ne pahasına olursa olsun vampir olmalıydım.
düşünsenize hem hep çok güzel olacaksın hem de yıllar geçecek ama sen hep aynı yaşta kalacaksın. 24 yaşındayım ama çevreden aldığım tepkilere göre ortalama 21 gösteriyorum, vampr olmak için ideal işteeee:))
şaka bi yana şu sıralarki iflah olmaz gerçekçiliğimi bir kenara bırakırsak sanırım en hayalperest insanlardan biri benimdir. bir kaçış olduğunu düşünmeye başladım bunun. ama kaçış olsa el kadar bebeyken nereye kaçıyordum diye de sormadan geçemiyorum. benim okumayı ve kitapları sevmem enteresan bi hikayeye dayanır. annem babam öğretmen, öğretmen evlerinin klasiği olarak evimiz ansiklopedilerle doluydu. ama bi seriyi hiç unutmam çocuklara yönelik neşeli bi walt disney ansiklopedi serisiydi. 10 adet cildi vardı. sanırım ciltlerin kapaklarında walt disney kahramanlarının resimleri vardı. bu 10 ciltten sadece bi tanesini hiç unutamam: beşinci. bu 5 nolu cildin adı "masallar-mitoslar-söylenceler"di. anlatıcıları da mickey ile minie idi. işte ben daha 3-4 yaşlarındayken annem bana o ciltten masallar okurmuş. ama ben asla bi taneyle yetinemezmişim. kucağımda koca ansiklopedi cildi, okusun diye peşinde dolaşırmışım. annem bigün çok bunalmış okumayı bi öğrense de kurtulsam diye ah etmiş. iyi ki de etmiş. zaman zaman ihmal etsem de çocukluğumdan beri en çok sevdiğim şeyler kitaplardır. dönem dönem piskopatlık derecesinde okur dönem dönem de elime hiçbir kitabı alamam.
piskopatlık dönemleri genellikle fantastik hikayelere takıldığımda ortaya çıkar. bambaşka ve tamamen kurgusal bi dünyam olur. rüyalarımda bile görürüm o hikayeyi. hiç bitmesin ben gerçekliğe dönmek zorunda kalmayayım isterim ama öte yandan da hayatım sadece o oluverir.
kaçış mı bu bilmem. bilmek istemem.
geçen sene bu vakitlerden biraz önce bu blogu açmamın müsebbibi hayatıma girdiği sıralarda leguinin yerdeniz serisine takmıştım. o yanımda ama benden aslında çok uzakta uyurken; ben hem ondan hem de endişelerimden korkularımdan kaçmak için çantamdan çıkarıp kitabıma gömülürüdm. bambaşka bi dünyda bambaşka birileriyle gerçeklikten yeterince uzaklaştıktan sonra uykuya bu gerçekten kaçıştı işte. dalabilirdim.
şimdi... şimdi de kaçış, biliyorum.
ama peki ya öncesi, peki ya çocukluğum? o zamandan beri mi katlanılamazdı gerçeklik ki ben her hikayeye -iyi ya da kötü- saçma bir şekilde kaptırmıştım kendimi.
evet hiç yanılmadınız masallara da inanmıştım ben. mıştımı fazla hala daha da inanıyorum. masallara b.k atmanın da anlamı yok zaten. prensle prensesin aşkları diil mi sonsuza dek süren. o nedenle istatiksel olarak bana rastlama ihtimali epey düşük. ne prensesim ne de prenses ışığına sahibim.
hem nerden belli 3. çocuktan sonra pamuk prensesin kilo almadığı beyaz atlı prensin de azgın teke sendromuna yakalanmadığı.
bilemeyiz.
neyse konuyu dağıtmakta üstüme olmamasından mütevellit konuyu kısaca bağlayarak stephenenie meyer ablamızın alacakaranlık serisini edinin, okuyun hep beraber vampir vampir geçinip gidelim.
not: sabredip bu yazıyı okuyup üstüne bir de sıkılmadığını iddia edip de kitabı okumayanları ısırırım.