başlık da burdan bakınca başka şeyler çağrıştırdı ama neyse. şimdi alttaki yazıda altın portakaldan ve yaka kartımızdan söz ettik; yorumlarda da beenmayacım canım ben bir nevi mimledi ya iki gün içinde ne gördüm ne tuttum anlatayım dedim hemen.
malum iş güç, bir de sanki bana karşı anlaşılmış gibi eskiden 5 demeden biten işler yığılmış durumda. dün neyse allem ettim kullem ettim 6'da çıkıp 6 buçuk seansına yetişebildim rahatça.(babam sağolsun)
benim için portakalın açılış filmi son cellat oldu. bilenler bilir bilmeyenler için yönetmen şahin gök, başrollerde ise kadir inanır, atilla saral ve jülide kural var. filmde kısaca bambaşka iki hayatın (savcı-arabacı) sahiplerinin bir hapisane koğuşunda bir araya gelişi, arabacı bayram'ın(kadir inanır) düşkünlüğü, naifliği, insanlara karşı çaresizliği karşısında savcı bir babanın(atilla saral) oğluna karşı gösteremediği korumacı tavrını bayram üzerinde göstermesi ve askeri cunta faşizminin hapisaneye katlanarak hükmetmesi anlatılıyor. savcının ve bayramın aynı koğuşa düşme hikayeleri de izleyeceklere kalsın. gerçi altın portakalın resmi sitesinde gayet uzun bir bilgi var filmle ilgili ama... ben genel olarak beğendim bu filmi. özellikle kadir inanırın düşkün bir adam rolünde çok başarılı olduğunu düşünüyorum. özellikle arabacı bayramın atı yaseminle olan bağını çok güzel verdiğini hissettim. filmin sonlarındaki atıyla konuştuğu sahne idi benim favorim, nitekim itiraf ediyorum ağladım da. neyse neticede izleyin derim ben.
ikinci film ise blindness-körlük. yönetmeni Fernando Mierelles. Julianne Moore, Mark Ruffalo ve Danny Glover başrollerdeler. danny amcamız saolsun geldi, bizi onurlandırdı. biraz gecikme oldu ama sanatçı kaprisi diyip geçiyoruz. kendilerini ben pek bi naif ve içten buldum zira filmde de aynen öyle idiler. film çok yoğun bir tarfikte arabasıyla kırmızı ışıkta durmuş bir adamın kör olmasıyla başlıyor. ama bilindik bir körlük değil bu "sanki tüm ışıkları yakmışlar da sonsuz bir beyazlık varmış gibi." sonra birden bu hastalık bu adamın ilk temas (bildiğimiz anlamda kullanmıyorum, aynı ortamda bulunmak da bir nevi temastır) ettiği kişilerde ortaya çıkıyor ve hükümetçe hemen karantinaya alınıyorlar. bu adamın ilk temas ettiği kişilerden biri bir göz doktoru. hastalık sadece doktorun karısında görülmüyor fakat o da körmüş gibi yapıp kocasıyla gidiyor. burası ilk karantina bölgesi ve 3 koğuştan oluşuyor. ilk andan itibaren korkuyu, ötekileştirmeyi ve faşist tutumu yavaş yavaş hissetmeye başlıyorsunuz. koğuşlar gittikçe kalabalıklaşıyor, bu durum içinde belki biraz anlayışla karşılayabiliyorsunuz gardiyanların öfkesini ve faşist tavrını ama sonra 3. koğuştan bir adam çıkıp önce krallığını ilan ediyor sonra da karantinaya alınmış kişilerin arasında faşizmin ortaya çıkışını görüyoruz. daha sonrası ise çok güzel giden, çok ama çok naif bir hikaye.(daha çok anlatmayayım da merak edin:)) bence mutlaka izlenmeli denilebilecek filmlerden.
neyse efendim 3. filmimiz Vicky Cristina Barcelona. yönetmeni Woody Allen. başrollerde ise Javier Bardem, Patricia Clarkson, Penélope Cruz, Scarlett Johansson var. (sanırım erkek okuyucuların gözleri parladı tam bu noktada, haksız da sayılmazlar hani) neyse film iki yakın arkadaşın (vicky ve cristina) yaz tatili için barselonaya gelmeleri ile başlıyor. çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. ama ben sanırım kendi adıma bir şeyler buldum istediğim ve istemediğim aşk/aşklar adına. kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız mutlaka izleyin derim ben. bir de penelope cruz bence filmdeki en iyi oyuncuydu, en renkli karakterin o olması boşuna değilmiş bence.:)
neyse işte böyle iki güne 3 film hem de iş güç arasında güzel oldu, ama sanmayın ki bitti daha koskoca 5 gün var önümde ve ben günde 2 film izlemeyi planlamaktayım. baştan söyleyeyim hepsini anlatmaya mecalim kalır mı onu bilemem. zaten pek de beceremiyorum ya pes edebilirim çabucak. sevgiler, saygılarrrr...
vicky cristina barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vicky cristina barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Ekim 2008 Çarşamba
üç film birden
Etiketler:
körlük,
son cellat,
vicky cristina barcelona
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
