epeydir düşünüyorum ben şimdi anlatcaklarımı. başlığa hemen aldanmayın herhangi birine -sizi kırmış, üzmüş, acıtmış olan- verilen ikinci bir şanstan bahsetmiyorum. kendim için tanrıdan istemeyi düşündüğüm ikinci bir şans bu. hatalarımı düzeltmek adına.
tanrıdan bir kereliğine, evet evet sadece bir kereliğine hayatımın bir noktasına geri dönmeme izin vermesini ve o noktada yaptığım hatayı düzeltmemi hoş görmesini istiyorum. ama yaşadıklarım ceplerimde olmalı, o noktaya döndüğümde yaptığım hatanın (ya da hatalarla sınırlı tutmayayım daha geniş bir kavram olarak neyin bunu karşılayabileceğini bilememekle birlikte kötü bir tesadüf ya da aslında hayatımda öyle bir gün olmasaydı bambaşka olacak bir an ya da yaptığım yanlış bir seçim diyeyim) bana yaşattıklarını unutmuş olmadan bambaşka bir hale getirebilmeliyim hayatımın seyrini.
belki çok klasik bir sürü filmde filan işlenmiştir bu konu, ama ben zaman, paralel evrenler falan filan kısmına girmeden tanrıdan istiyorum bunu. bana ikinci bir şans ver hayatımın bir noktasında yeniden başlayayım ve bambaşka seyretsin bundan sonra hayatım.
ama sorun bir yerde tıkanıp kalıyor. insanlık olarak memnuniyetsiziz ya ben de hangi noktaya dönüp hangisini değiştirsem bilemiyorum. 1. seçenekte lise1'in sonuna dönüp tercihimi eşit ağırlıktan yana değil de sayısaldan yana kullanıp bambaşka bir şehirde bambaşka bir üniversitede bambaşka bir fakültede devam ettirmek.(sonra duruyorum düşünüyorum. bu çok köklü bir değişiklik sevdiğim onca insanla hiç tanışamama ihtimali. emin olamıyorum.) 2. seçenekte ise öss tercihlerini yaptığım güne dönmek ankara hukuk yerine galatasaray felsefe veya kamu yönetimi yazmış olmak. işte en çok bunu düşünüyorum. sevdiklerimle tanışamama ihtimali birden yüzde elli düşüyor. en çok bu ihtimale yanıyorum belki de. ama hala üçüncü bir seçenek var. bu seçenek kuvvetle muhtemel en çok ve en sık düşündüğüm. 23 kasım 2007 geri döneceğim tarih. ve tüm yaşadıklarım ceplerimde bambaşka davranacağım. ama emin olamıyorum hiç tanışmamalı mı senle yoksa tanışıp da bambaşka mı davranmalı. bambaşka davranmalı. hiç kendi gibi olmayan bir Tuğba olmalı karşında kendim gibi tamamen çıplak geldiğimde sana olanları gördük. ondan ötürü sımsıkı zırhlarla sarınmış, rolünü ve yapması gerekenleri iyi bilen bir ben olarak çıkmalıyım karşına.
başka seçeneklerim de olurdu eminim biraz daha düşünsem. ama dedim ya aklım tek bir olasılık üzerinden bir sürü olasılıklar yaratıyor durmadan. kimbilir belki de ben bu olasılıklardan sadece birinin ve de belki en kötüsünün içindeyim. diğer olasılıklardan birinde bir tuğba ve bir e. mutlu mesut yaşıyorlardır. başka birinde hiç tanışmamışlardır. bir ötekinde birbirleri için hep birer önemsiz tanıdıktırlar. bilemiyorum...
tanrıdan bir kereliğine, evet evet sadece bir kereliğine hayatımın bir noktasına geri dönmeme izin vermesini ve o noktada yaptığım hatayı düzeltmemi hoş görmesini istiyorum. ama yaşadıklarım ceplerimde olmalı, o noktaya döndüğümde yaptığım hatanın (ya da hatalarla sınırlı tutmayayım daha geniş bir kavram olarak neyin bunu karşılayabileceğini bilememekle birlikte kötü bir tesadüf ya da aslında hayatımda öyle bir gün olmasaydı bambaşka olacak bir an ya da yaptığım yanlış bir seçim diyeyim) bana yaşattıklarını unutmuş olmadan bambaşka bir hale getirebilmeliyim hayatımın seyrini.
belki çok klasik bir sürü filmde filan işlenmiştir bu konu, ama ben zaman, paralel evrenler falan filan kısmına girmeden tanrıdan istiyorum bunu. bana ikinci bir şans ver hayatımın bir noktasında yeniden başlayayım ve bambaşka seyretsin bundan sonra hayatım.
ama sorun bir yerde tıkanıp kalıyor. insanlık olarak memnuniyetsiziz ya ben de hangi noktaya dönüp hangisini değiştirsem bilemiyorum. 1. seçenekte lise1'in sonuna dönüp tercihimi eşit ağırlıktan yana değil de sayısaldan yana kullanıp bambaşka bir şehirde bambaşka bir üniversitede bambaşka bir fakültede devam ettirmek.(sonra duruyorum düşünüyorum. bu çok köklü bir değişiklik sevdiğim onca insanla hiç tanışamama ihtimali. emin olamıyorum.) 2. seçenekte ise öss tercihlerini yaptığım güne dönmek ankara hukuk yerine galatasaray felsefe veya kamu yönetimi yazmış olmak. işte en çok bunu düşünüyorum. sevdiklerimle tanışamama ihtimali birden yüzde elli düşüyor. en çok bu ihtimale yanıyorum belki de. ama hala üçüncü bir seçenek var. bu seçenek kuvvetle muhtemel en çok ve en sık düşündüğüm. 23 kasım 2007 geri döneceğim tarih. ve tüm yaşadıklarım ceplerimde bambaşka davranacağım. ama emin olamıyorum hiç tanışmamalı mı senle yoksa tanışıp da bambaşka mı davranmalı. bambaşka davranmalı. hiç kendi gibi olmayan bir Tuğba olmalı karşında kendim gibi tamamen çıplak geldiğimde sana olanları gördük. ondan ötürü sımsıkı zırhlarla sarınmış, rolünü ve yapması gerekenleri iyi bilen bir ben olarak çıkmalıyım karşına.
başka seçeneklerim de olurdu eminim biraz daha düşünsem. ama dedim ya aklım tek bir olasılık üzerinden bir sürü olasılıklar yaratıyor durmadan. kimbilir belki de ben bu olasılıklardan sadece birinin ve de belki en kötüsünün içindeyim. diğer olasılıklardan birinde bir tuğba ve bir e. mutlu mesut yaşıyorlardır. başka birinde hiç tanışmamışlardır. bir ötekinde birbirleri için hep birer önemsiz tanıdıktırlar. bilemiyorum...
peki ya herhangi birine ikinci bir şans vermek? gerçekten verebiliyor muyum böyle bir şansı da tanrıdan bir şans daha istiyorum? sanırım vermiyorum, veremiyorum. bir insanı hayatımdan çıkarırken bütün köprüleri yıkıyorum. düzeltilemeyecek kadar kırarak ve kırılarak. taş kesiliyor içimde bir yerler, canım yanınca vahşileşiyor daha çok acıtıyorum belki de. işte tam da bu nedenden ötürü ne ikinci bir şans isteyen oluyor benden ne de ben ikinci bir şans vermeye gönüllü oluyorum.
şimdi bu aralar en çok da bunu düşünüyor olmalısın, herkes ikinci bir şansı hak eder mi? duruma ve koşullara göre çok değişken cevapları var bu sorunun. benim birçok ilişkim için kişi ikinci bir şansı hak etse de durum elverişsizliğinden böyle bir şey mümkün olamaz. bir gün upuzun bir ayrılıktan sonra ve araya başkaları da girmişken eski sevgilisiyle yeniden başlayan bir arkadaşım, "bu nasıl olabiliyor?" diye sorduğumda "yarım bir şeyler kaldıysa bir ilişkide o mutlaka tamamlanır." gibisinden bir şeyler söylemişti. evet eksik/yarım kalan şeyler tamamlanmalı ama onarılamayacak yaralar açtıysa bir insan nasıl tamamlanabilir bu eksik/yarım şeyler? yüreğinin bir yanı yeniden en baştan başlamak istiyor biliyorum. ve belki de yapmalısın ve görmelisin olacakları. benim bazı öngörülerim var ama onları söyleyemem sana. çünkü içimde bir yerler neredeyse emin olsa da tam tersinin gerçekleşme olasılığı hep var. neyse haddimi şan cümleler kurmadan gitmek istiyorum ve dün okuduğum bir cümleyle kapatmak istiyorum yazıyı:
" ne olursa olsun hayat planların dışında akar."
