
bu aralar çok yakın bi arkadaşım ve kuzenim düğün hazırlıklarındalar. biri ne zamandır nişanlı zaten kuzenim de eli kulağında nişanlanacak. her ikisinin de ilişkisine gıptayla bakmışımdır. yıllardır nasıl sıkılmaz insanlar birbirlerinden, nasıl bitmez aşkları çözebilmiş diilim; ama yalan söyleyenin gözü çıksın her iki çift de nasıl oluyosa hala aşıklar birbirlerine.
neyse her ikisi de gelinlik bakıyorlar filan kendimi garip hissettim. garip hissedince de saçmalamaya başladım galiba ama iki gündür evlenmek istiyorum modu açık bende. daha aday aday aday adayı bilem yokken neyime evlilik bilmiyorum ama karar verdim bakalım hayırlısı.
sıra geldi adayı bulmaya. malum tek başına evlenilmiyo. nerden aday bulacağım ise tam bi muamma. bütün gün adliyedeyim avukatlardan başka görebileceğim kimse yok ne yazık ki. avukat diyince ben de arkamı dönüp kaçma isteği duyduğuma göre bi avukat olursa aday muhtemelen bizim evliliğimiz kaçmacayla geçer. bu seçeneği eledik. hele ki dexter'ın abisine benzeyen avukat abiyle çok karşılaşır oldum ki korkuyorum. tamam beğenirdim dexter'ın rahmetli sayko abisini ama bi adam her an beni kesebilir psikolojisiyle yaşayamam ki...
arkadaşlarımın anneleri de dahil herkes doktor bul diyor, ee benim gönlümde de doktor yatar hep ama nerden bulucam doktoru ben. bu konuda ne kuzenimden ne de arkadaşlarımdan hayır var. zaten çok azıyla adamakıllı konuşulup anlaşılabiliyor; benim beğendiklerimin de bütün hakları saklı klasik olarak, bu seçeneği de doğrudan eliyoruz.
muhtelif meslek gruplarına gelince, bankacılarla oldum olası bi elektriğimiz tutuyor ama o da hep kısa süreli. adam gişenin arkasında sürekli ee benm de arada sırada işim düşüyor. bizimkisi imkansız aşk yani. kaç bankacı tavlayıp sıra beklemekten yırttım da hiçbiri yar olmadı bana görüldüğü üzere. hem günde kaç kişiyle flört ediyolardır onlar... mühendislere gelince alınmasınlar sakın kendileriyle çok tanışıklığım olmasa da biraz teknik kafa buluyorum onları. ama belki fikrimi değiştiren olur bakalım.
işsiz güçsüz aylak takımına gelirsek, ben varmak istesem de babam vermez diyip geçeyim. gerçi ben de işsiz güçsüz ve aylak olacaksam varabilirim ama bize kim bakacak onu bilemedim.
meslekleri geçip genel kriterlere gelirsek, bi kere kedi sevecek, çikoyu kendi öz kedisi gibi sevecek, benimseyecek, kendisine kedi babası denmesine sesini çıkarmayacak. evdeki artan kedi popülasyonuna da sesini çıkarmayacak ayrıyyetten tabii.
sonra az biraz akıllı olacak. çok olmasa da olur ama yarım akıllı demesin kimse. konuşarak ve buna ek olarak koklaşarak anlaşabilinecek biri olacak.
kitap sevecek, kitap. "ıyyyy hiç okumam nasıl okuyosunuz yaaa" tribindeki biri mümkünse uzak olsun benden. dozunda ukala olacak, küçük dağları ben yarattım demeyecek ama ona diyen biri olursa haddini bildirebilecek kadar da hazırcevap olacak.
aklıma şimdilik bu kadar geldi.
hah en önemlisi mümkünse, lütfen ama lütfen avukat olmayacak. yaleppim gerçekten korkuyorum. sen koru. amin.
bu arada ben güya yedi kocalı hürmüz olucaktım, sorarım hani nerde nerde? biri olaydı bari...
bu da şarkısı...
it's raining men etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
it's raining men etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Aralık 2008 Pazartesi
nasıl evde kaldım?
Etiketler:
evlenelim açılalım,
hani nerde,
it's raining men,
ne zor post oldu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
