
gerekirse bundan olurum da gene size varmam heheheheh
bugün gelen bir telefon üzerine yaptığım bir erkekler boktur temalı tespitime daha hoş gelmiş bulunuyorsunuz.
evet tespitin başlığı haddini bilmeyen erkekler topluluğu ki yüzde vermek gerekirse 100 erkekten 90'ının haddini bilmediği kanaatindeyim.
birkaç kez yazmışımdır kendini bilmek, haddini bilmek meziyettir diye burada. ve bu meziyet de pek az insana nasip olur. erkek kadın olarak oranlamak gerekirse bu oran erkeklerde daha da düşüktür. çünkü cem yılmaz beyfendinin de dediği gibi bu toplumda erkekler hayata egosal açıdan 1-0 önde başlatılırlar. bunun müsebbibi de birincil anlamda anneleri sonra da babalarıdır. her şey oğlum aç bakalım, amcana göster çükünü meselesiyle başlar. o zamanlardan yerleşir erkeğin beynine çüküyle var olmak, olur olmaz yere çükünü açmak. sıkıyosa bi erkeğe bamya de, ötmeyen kuşlardan bahset. anasını katletsen bu kadar kızmaz.
neyse gene konudan sapıyorum. ne diyorduk, hmm, hatırladım, haddini, kendini bilmeyen erkekler topluluğu. işte ben bunlardan 2 tanesiyle aynı gün içersinde yani bugün muhattap olmak zorunda kaldım. bi tanesi birkaç kez görüştüğüm görünüşte masum (tam burda görüntü adamı oyar deyişi aklımıza gelsin) bir şahıstı. birkaç kez görüşmeden sonra malum şahsı hayatımdan siktir etmiştim bundan az bi zaman önce. ne işi varsa adliyede karşılaştık, görmezden geldim o da sesini çıkarmadı. aaa çocuk haddini bilmiş diyeceksiniz, onunkisi haddini bilmek değil sanırım başka bir şeydi. zira siktir etme hadisesinden sonra yeterince hadsizlik etmişliği vardı. (anlatmaya değmez)
asıl bomba olan geçen pazar günü arkadaşımda kahvaltıda tanıştığım, arkadaşımın uzaktan kuzeni olduğu bildirilen 39 yaşındaki amcaydı. amca diyorum zira yaş itibariyle amcam sayılır. (hehhhehhe 20-21 filan gösteriyorum ne var yani)bu beyfendiyle mecburiyetten bi kahve içmek zorunda kalıp 2 saat esir alındım pazar günü. zoraki gülümsemelere, oflayıp puflamalara, saate bakmalara pek aldırış etmedi kendileri. insanlar avukat olduğunu duyar duymaz kart istiyorlar, avukatlık işleri olsun olmasın. bu şahsiyet de aynen böyle yaptı, ben iyiniyetli eşşek de yanıma almamışım diyemedim. desem ne fark ederdi sanki, böyle diyince utanmadan telefon numarası istiyorlar. verdik biz kartı, eve geldik. eve gelince içimde bi rahatsızlık hissi kartın üzerinde yazan numaramı seçtiğim numaralar dışında çağrıya kapattım. aynı gün ses çıkmayınca da rahatladım bi de bak bak kendi hüsnükuruntummuş diyip kendime kızdım. oysaki donanımlı öküz bikaç gün beklermiş aramak için. bugün adliyede işlerimi halletmişim, patronun aramasını bekliyorum sigara içtiğimiz odada. normalde kısıktır telefonlarımın sesi hep ama telefon bekliyoruz ya açmış bulunduk. telefon birden acı acı çalmaya başladı. insan birini ilk defa arıyorsa usul erkan gereği, hele bir de arada pek fazla samimiyet yoksa önce kendini tanıtır. ama konuşma şöyle:
zıırrrrrzıırrr
-alo
-meraba avukata ihtiyacım vardı da acilen boşanmam lazım
---->içses:ulan hangi öküz işletmeye kalkıo gene, fatih mi(ilk bahsettiğim eleman) yüzsüzlük ediyo ki ben gene de kibarlığı elden bırakmayayım
-pardon kimsiniz
-tuğba hanımın telefonu diil mi? tuğba hanım acilen boşanmam gerek
-(yaa sabır) kimsiniz çıkaramadım
-İ... ben tuğba hanım nasılsınız
--->(pezevenk boşanman için önce evlenmen gerek dicem olmicak töbe töbeeee)
-iyiyim siz nasılsınız
-büroyu aradım kimse cevap vermiyor
---> (ulan densizliğe bak, ayı sana ne bizim büroda kimsenin olmamasından)
-hmm evet adliyedeyim, işlerim var (ses tonu zaten soğuk iyice soğuklaştırdım burda)
-meşgulseniz ben tutmayayım
--->(siktir git)
-hmm evet meşgulüm iyi günler ve çatttttt telefon kapatılır. ama kan beynime sıçramıştır bi kere.
bayansan, hayatında biri olduğunu belli eden bi işaretin yoksa (yüzük vs), aa bi de modernsen biraz, iyi bi işin statün varsa bu her yola gelirsin mi demek. ulan hayvanlar, hatta hayvanoğlu hayvanlar bu dayanaksız egolarınızın esiri olacağınıza az biraz başka işlerle uğraşsaydınız adam olurdunuz be. kadınlara hiç mi saygınız yok sizin, illa bi yüzükle başkasına ait olduğu düşüncesine kapılmanız mı engelleyecek sizi. illa başka bi erkeğe mi saygı duyacaksınız. hiç mi kibar olmayalım biz? sen önce yaşına, başına baksan azcık düşünsen sana benden hiçbir halt olmayacağını anlarsın ya ah o çük meselesi yok mu, her şey dönüp dolaşıp onda düğümleniyor.
üniversite 3te de buna benzer bi olay gelmişti başıma. hasta ruhlu azeri bi çocuk vardı bizim dönemde. adını anımsayamıyorum, önemli de değil zaten. bu gerizekalı bana sarmıştı. bi de yüzsüzdü ki sorma anacım. kapıdan kovsan bacadan gelecek mübarek. tersledim olmadı kaçtım olmadı ama gerizekalı yine de orda burda tuğba da benden hoşlanıyor diye atmış tutmuş. azerilerden nefret etmemin, tiksinmemin yegane sebebi kendisidir. haddini bilmezliğin bir numaralı örneğidir.
bu yazımı da demincek götümden uyduruverdiğim bir özlü sözümle bitiriyorum:
"nerde götü boklu ucube var beni kendine layık görür"
10 Eylül 2009 Perşembe
haddini bilmeyen erkekler topluluğu
11 Mayıs 2009 Pazartesi
erkekler boktur!
dün kardeşime erkeklerin ne kadar pis, malak, mal ve hatta ilkel olduklarından bahsedip örnekler veriyordum ki bana "sen yoksa frijit mi oldun" dedi. öylece kalakaldım diyecek hiçbir şey bulamadım. yani bunun frijitlikle ne alakası var, sonuna kadar da arkasındayım söylediklerimin. yani son iki-üç gündür karşıma çıkanlar nefret katsayımın artmasında epey etkili oldu kabul de bu frijitlik değil.
ben erkeklerle ilgili gerçekleri söylüyordum sadece. en kibarı, en eğitimlisi bile iki tane daha erkekle yanyana gelince içindeki hayvanı zort diye piyasaya çıkarıverir.
hani cem yılmaz bi gösterisinde anlatıyor ya erkekler yalan söyleyemez, yalan söyleyemdikleri için de yalancı olan erkeklerdir diye. işte kökeninde de bebeklikten beri aileleri tarafından sırf erkek oldukları için hiçbir şeyi (pipilerine kadar) gizlemelerine gerek olmadığı, hatta bununla gurur duymaları gerektiğinin empoze edildiğini söylüyor cem amca. işte o nedenle ne kadar kendini eğitse de erkek yetiştirilme tarzı ve erkek her zaman egemen yapının bir ürünü olarak çok çabuk ve kolayca hayvanlaşıyor. çünkü onun "çükü" dünyanın en değerli hazinesi ve puccanın dediği gibi bulduğu bilumum deliğe sokarak düzeltebileceğine inanıyor.
gecenin bi vakti çüküne güvenerek, sadece bir çüke sahip olduğu için iki kızı "götürebileceğini" düşünen ilkel insan müsveddesine istediğini vermeyince tepkisi "seni bi s.kerim ... olur" "seni bi s.ksem düzelirsin" vs vs oluyor. ilaç mı bu mübarek. sen hayatında parasını ödemeden bir kere bile bi kadınla yattın mı ki bu ahkamlar nerenden çıkıyor. gönül rahatlığıyla karakolluk bile olamıyorsun ki bu yozlukta. gerçi ben kullanmayı pek sevmediğim mesleki statümü ve kıyafetimi çok güzel giyinip kan kusturabilirdim pekala ona ama... aması işte. onun yerine yer yüzünden silmek geldi içimden sadece. bi tane gereksiz insan, kımıl zararlısı yok oluverirdi işte, ne güzel. ey erkekler, insancıl yanımın yok oluşundan sizler sorumlusunuz.
haddini bilmek şu hayattaki en önemli meziyetlerden biri, çüklerinizden mütevellit bu konuda pek bi beceriksizsiniz ne diyeyim.
şimdi gelelim fasülyenin nimetlerine;
1. çok yakın olduğum çook sevdiğim erkekler yok mu? hem de çok fazla. ama onların da yeri gelince hayvanlaştığını yadsımıyorum o nedenle kimsecikleri de tenzih filan etmiyorum. alınmak serbesttir, anlayacağınız.
2. frijit olmadım, umarım olmam da:P şaka bi yana lezbiyen filan olmadığıma göre ben de yeniden bir erkeğe aşık olacağım. ve biliyorum ki aşık olduğum adam hayvanoğlu hayvan olacak.
3. bu bir genelleme yazısıdır, genellemelerden nefret eden, hatta bütün genellemelerin yanlış olduğunu düşünen ben gene de genellememin arkasında duruyor ve "erkekler boktur" demeye devam ediyorum. kabul edin işte, hıh.
4. erkeklerin bok olmasında kadınların payı yok mudur, bütün suç onlardadır hatta. bi tek amazon kadınlarını istisnai tutarım, bi de amazon kaınlarının ruhlarını taşıyan modern amazonları.
5. bi de bu alakasız olacak ama ankaradayken dilek'in şimdi ismilerini unuttuğum arkadaşları şöyle bi tespit yapmışlar yazmadan geçemedim: her erkeğin aşık olduğu bi tane erkek var. misal bunlar senelerce aynı evde yaşıyolar, beraber içip beraber sıçıyolar vs. ama bu beraberlikten hiç sıkılmıyolar. yani adamın biri için başka bi adam vaz geçilmez. yani tamam kadınlarda da var bu durum görece ama, kadınlar gerçekten çok uzun süreli yanyana olmaya, her şeyi beraber yapmaya tahammül edemiyorlar. misal ben 3 gün aynı insanla görüşsem sıkılıyorum. (çok uzun zamandır görmemiş ve özlememiş değilsem tabiii) ama erkekler öyle diil. (bu konuda yorum bekliyorum)
6. aklıma daha da yazacak bişi gelmedi, hepiniz b.ksunuz yaşasın kadın olmak diyip propaganda havasında ve de çok alakasız bir şarkıyla son vermek isterim. nil'den gelsin;
