açıklamayı baştan yapmam lazım başlıkla alakalı olmayacak yazdıklarım.
ona göre okumaya niyetlenin derim ben deniz.
efendim hepimizin güncel sıkıntıları var, dertleri var.
herkesin derdi de kendine göre büyük tabii.
benim şuanki ve geniş zamandaki sıkıntım sığ olup da derin görünmeye çalışan insanlarla ilintili.
sen kendini ne zannediyorsanla başlayan bir cüme kurduğunu duyabiliyorum sayın okuyucu, ama dur da bir derdimi dinle.
geçenlerde(geçenlerde dediğim de cuma günü) ben böylesi bir insandan küçük sıyrıklarla kurtuldum.
egoistliklerine ve bencilliklerine derin anlamlar yüklemiş, basitliklerini bunların arkasına saklayıp kendini yüceltmiş eh biraz da eli yüzü düzgün olmanın getirisini de üstüne ekleyip küçük bir tanrı olmuş beyimiz. bir de melankoli ekleyeyim baharatsız tadı olmaz bunun der gibi kronik mutsuz ilan etmiş kendini.
bu "evinden uzak yalnız kovboyumuz" şimdilerde kafasına marketlerde istediği marka çikolatayı bulamamayı takmış. o kadar büyük(!) dertlerinin arasına bir de bu eklenmiş yetmezmiş gibi.
ben buradan ilk olarak esnaf abilerime ablalarıma teyzelerime amcalarıma ve hatta dedem yaşında insancıklara seslenmek istiyorum:
"siz siz olun küçük esnaf işletmenizde X marka çikolatadan bulundurmayı sakın ola ihmal etmeyin, yok efendim Y marka çikolata onun aynısıdır savunmalarına da sakın ola girmeyin küçük beyimiz hiç acımaz anında harcar sizi."
ikinci olarak da okuyan düşünen ve az biraz da olsa zeki hemcinslerime selam ederim:
" siz de görüntüye aldanıp hayatınıza sokmayın bunlardan birini. görüntü dememden güzelliği/yakışıklılığı filan anlamayın sakın. bunlar bir üst versiyon. giyinmesini, oturup kalkmasını, nezaketi filan çok iyi biliyorlar. üstüne bunlar, bir de az biraz ucundan okumuş olmalarını ağızlarının iyi laf yapmasıyla saklayarak üzerinizde dört dörtlük erkek imajı yaratarak üzerine biraz da romantizm ekleyerek ördüğünüz duvarların arasından sızmayı da pek iyi beceriyorlar. aman sakın yanlış anlaşılmasın planlı programlı değil bu sözünü ettiğim şeyler bunlar onların etiketleri, ancak öyle var olabiliyor bu insanımsı erkeğimsi yaratık. yani demem o ki sevgili hemcinslerim siz derin görünümlü sığ bir erkeğe gönlünüzü kaptıracağınıza dünyanın en sığ adamına tahammül edin daha iyidir. sonra benim düştüğüm durumların en beterine düşer herkesin tuttuğu kendisine dersiniz."
not: bloğun tarih ayarlamasına akıl erdiremediğimden ötürü yaşadığım ve bunları yazdığım satırları kendim tarihlendirmekte beis görmüyorum. şuan saat sabah 02:24 ve günlerden 16 aralık pazar 2007.
edit: efendim nasıl söylesem, genelini hükümsüz kılmak istiyorum yukarıda yazdıklarımın. üzerinden hemen hemen 24 saat geçtikten sonra ayıyorum ki X marka çikolata her yerde bulunası güzelliktedir ve bu tarz erkeklerden ne kadar uzak durulması gerekirse de kötü insanlar olmadıklarından da dem vurmam gerektiği kanaatine varmış bulunmaktayım. ee biraz da öfkeyle kalkan zararla otururmuş deyişinden beisle eğer yazmın yönelmiş olduğu şahsiyet bir gün bunları okursa alınıp darılmasın. bunları yazan kişi ne kadar dimdik ayakta durmaya çalışsa da epey sendeleyip yaralanmış ve halen dengesini kuramamış biridir. o kadarcık sinir de olacaktır artık... 17 aralık pazartesi 00:06
ikinci edit: bu yazı hiçbir şekilde bir aşağılama hakaret amacı güdülerek kaleme alınmamıştır. ilk editimde bunu anlatmaya çalışmıştım ama anlaşılmamış pazar günü beklediğim bir telefonda dan diye suratıma vuruldu. tekrar ediyorum öfkeyle kalkmanın bir sonucuydu bu yazılanlar. şimdi hayatımdan bütünüyle çıkmış olan bir adamaydı. şimdi sadece uykularımda kalmış birine... uyuyamadığım uykularımda. bu son elveda. 25 aralık 2007 salı 15:14
depresif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depresif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Aralık 2007 Pazar
herkesin tuttuğu kendine
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
