bayram ruhu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram ruhu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2008 Pazartesi

bayram ruhu


dün çok sevdiğim arkadaşlarımla buluştuk. malum bayram, geldiler uzaklardan sağolsunlar. uzun zamandır tanıdığım, sevdiğim insanları görmeye ihtiyacım varmış; iyi oldu. neyse dün konuşurken bayramın ilk günü için herkesin ailesiyle planları olduğu ortaya çıktı. bi benim yoktu len okuyucu. ki zaten eve gelmedim, klasik canım arkadaşımda kalma durumu oldu. oysa eskiden öyle miydi. bayram demek ya bi gün önceden ya da sabahın köründe ananenin köyüne gitmek demekti. dayılar, kuzenler filan buluşmacaydı yani. sonra babannenin köyüne geçmece amcalar, halalar ve o taraftan kuzenlerle kavuşmaca. bayram harçlığı bilem veriyolardı o zamanlar. şimdi ben versem yeri yani. böhüühüüü yaşlandık. neyse geçen bayram anlatamadım, bu bayramı vesile bilip her bayram kuzenler olarak eski evi talan etme anımızı yazıcam. benim bayram ruhum da bu olsun. neyse demin de dedim ya her bayram ilk ananeye gidilirdi. çok ama çok sevdiğim şimdilerde pediatrist olmaya çalışan kuzenimle bayramdan bayrama görüşebilirdik o vakitler. zaten o zamanlar kim inanırdı onun koskoca doktor olacağına, kötü kedi şerafettin resimleri çizen bi metalci özentisi amatör basketbolcuydu kendileri. (çok değiştin sen len dudu:P) neyse ben, kardeşim, dudu(kızmayasın dudu diyorum diye) bi de öbür dayımın kızı bayram vesilesiyle toplanmış olurduk. ee genciz o zamanlar, g.tümüzde kurt kaynıyo köyü turlamaya çıkardık. ilk durağımız da ninemizin eski evi olurdu. hikayesi tam anımsayamasam da bu eski evde annemin amcasının da payı mı ne varmış, dedm ölünce rahat vermemiş nineme. dayım da nineme yeni ev yaparaktan kadıceğizi kurtarmış bu anlaşmazlıklardan. ama bu ev sonra kimseye nasip olmayaraktan çürümeye almış kendisini. neyse efendim öncelikle eski evi tarif edeyim ben anımsadığım kadarıyla. bi tane bahçe kapısı vardı mesela, sonradan yıkıldıydı zannımca. ordan içerde bi bahçe. tahta merdivenlerden yukarı çıkılır, hayata gelinir. hayat ne diceksiniz şimdi. (türküsü bilem var bilmem bilir misiniz? "cemile gız ne gezersin haaaayaaatta, basma da fistan parlak da fotin ayaktaa... diye devam eder) şimdi tahta merdivenlerden çıktık ya kapı karşıladı sizi diye düşündünüz diil mi? ama hayır. balkonumsu bi yere ulaşmış oluyoruz, oranın adı hayat işte. böle hayata bağlanan yanyana dizili 3 oda kapısı karşılar sonra. böylece hayatın da üç oda uzunluğunda dikdörtgen bi balkonumsu şey olduğunu anlamış olduk beraberce, di mi? neyse biz 4 kuzen her sene bir nevi bu evle de bayramlaşırdık. başlarda o kadar da terk edilmiş ve yıkılmak üzere değildi. gidip odalarını kurcalar, kendimizce dolaplarında hazine arardık. bi keresinde bi şeyler de bulmuştuk ama şimdi anımsayamıyorum ne bulduğumuzu. (bu konuda yorum kısmında dududan yardım bekliyorum.) üstümüzün başımızın kirlenmesinden annelerimiz de anlardı gene eski eve gittiğimizi. bayramlıkları kirletmenin suçluluğuyla sıtırasız (bu kelimeyi kimse bilmez. bizim sülalenin kadınlarına has bi kelimedir. sevimsiz demekmiş) oluverirdik. arap dayımdan gizli bakkala gidip bayram paralarını da abur cubura yatırırdık. gerçi o hep yakalayıp kulağımızı çekiodu ama olsun. sonra ne mi oldu. hepimiz eşşek kadar olduk. bayramlar anlamını yitirdi. ananem kış gelice bizde kalmaya başladı, babannem öldü. ve eski ev iyice çürüdü.(yani en son gördüğümde bile fena haldeydi, çürümüştür herhalde:() biz köye gitmez, köylülerin "siz kimleeedensigis gaç gıı bi deyven bakem" sorularına sırayla "hacuslang kezbanın, mustafanın gızıyım; süleymanın torunuyum" cevaplarını vermez olduk. arap dayım bile kızmaz oldu bakkala gidiyoruz diye. gerçi bakkal mı kaldı postmodern dünyada; köydekiler bile market artık. "biz büyüdük ve kirlendi dünya" anlayacağınız.
not: herkesin bayramı kutlu olsun bu arada:)))))