aşık değilim olabilirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşık değilim olabilirim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2009 Pazar

ıssız adam ve hazin sonu

günler günler sonra yılın ilk günü en nihayetinde şu ıssız adam kimmiş tanışma şerefine nail olabildim.
aslında birkaç şey okumuştum film hakkında, ee hikayede tanıdıktı zaten çok merak etmemekle beraber, canım nazlı'mın organizasyonuyla filme gittik. filme girişmeden önce turkcelle bi posta küfretmek istiyorum, resmi tatil nedeniyle kampanyadan yararlanamadığımız için.
neyse film başladı, nazlı, nişanlısı emre, ben ve özge kurulduk koltuklara izliyoruz. nazlı daha önce izlemişti, bizimle de izlemek istedi sağolsun. neyse film başladı filan ilk yarı bitti içimden bu muymuş dedim. kadın kahraman inanılmaz kulaklarımı tırmaladı. sanırım gerçek hayatta da bağırarak konuşuyor. ben çok hazzetmem bağırarak konuşan insanlardan, yorulurum dinlerken. ilk yarıyı hiç beğenmedim açıkçası.
filmin sonunda herkes ağladı nazlı da dagil olmak üzere ama ben ağlamadım. zira ben o kadar sulugöz bi insanımdır ki sokakta birini görsem ağlayan tutamam ağlarım. ama filmi gülerek izledim. hatta ben bi yerden tanıyorum bu senaryoyu bilgiçliği ile gülmekti benimkisi.
ağlasam ağlasam kızın haline ağlardım, ee aylarca kendime ağlamışım zaten bi de işin varacağı yeri baştan bilip de gene de benim gibi salakça umutlara kapılan bi kadın film kahramanına ağlamak içimden gelmedi açıkçası. hatta içimden kendisine "kızımm sen farkında diilsin ama ben çok güzel aydım en hayırlısı böyle oldu senin ve benm hatta bizim gibiler için" demek istedim.
ama çok güzel, afilli cümleler kurmuş sayın çağan ırmak, ellerinden öperim.
ve sıra geldi burdan ıssız adamlara ve kendini ıssız adam hissedenlere söyleyeceklerime. filmde hatunun dediği gibi hep ödünç alınmış hayatlar yaşamaya mahkumsunuz, boşuna uğraşmayın. siz böyle kalmaya devam ettikçe, başkalarının aşklarına imrenerek bakar, başkalarının çocuklarının "amca"ları kalırsınız hayatınız boyunca. yaşadığınız her şey ödünç olur, ödünç kalır. bağlanmak, sevmek, sadakat gibi -bence- çok değerli duyguların yamacından bile geçemezsiniz. tamam bağlanmıyoruz, sadık kalmıyoruz ama rica ederim -mış gibi yaparak ya da "ya olursa" diye bir şeylere kalkışıp ne benim gibi saf salak hatunlara yanaşın ne de kalbimizi kırın. günlerce hatunun peşinden koşup sonra heyecanla ve mutlulukla yemeğini yerken "ben ayrılmak istiyorum" demek hödüklüğün en önde gideni. aşk bir yap-boz tahtası değildir; gene bence şu hayatta aşık olmayı becerebilen ve aşkın yanından yöresinden geçmemiş insanlar olmak üzere basitçe sınıflandırılabilecek iki grup vardır. madem eminsin kendinden(sevemeyeceğinden, bağlanamayacağından, sadık kalamayacağından) bu kadar, "belki bu kez olur"larla aşk, ilişki, bağlılık gibi şeylere kalkışma!
filmin sonuyla ilgili olarak "ama adam da pişman oldu, yok hatasını anladı, kıza geri dönmek istedi" filan diyenler olabilir hemen cevabımı yapıştırıyorum: yok efendim yok iflah olmazdı o, geri birleşselerdi bile bu sefer 3-5 ay sonra aynı tribe girer kızı bi kez daha üzerdi, emin olun. tecrübeyle sabit yani bebişim.
neyse burdan bayan bloggerlara benden bir tavsiye. gerçi bunu daha önce de demiştim ama fazlası göz çıkarmaz ya bi daha diyim.
eğer ki bir adam, "ben aşık olamıyorum, sorun sende diil" filan gibisinden cümleler kuruyorsa; ya gerçekten aşık olamıyordur ya da size aşık olmamıştır bunu da bahane ediyordur. arkanıza bile bakmadan kaçın derim ben.
bu arada gene meraklısına not: dün lise arkadaşları olarak bir araya geldik tesadüfen. liseden anımsadığım ama çok da muhabbetim olmayan bi arkadaşım da vardı. demem o ki bebişlerim, "aşık diilim olabilirim olabilirim, yüzzde elli sevebilirim sevebilirimm..." ehueheueheh çok heyecanlıyım bakalım, hayırlısı...:)))