"Ülke Gündemindeki Çatışmalar Özel Hayatları Da Parçalıyor
O Artık Ülkenin Değil Ailemizin Meselesi!
Birol Biçer / yeni aktüel
Atatürk Hakkındaki Farklı Düşüncelerin Arkadaş Kavgalarına Dönüştüğü, Kürt Gelin Ya Da Damatların Aileleri Böldüğü, Doğulu Nişanlının Batılı Kızın Ailesiyle Arasını Bozduğu, Sivil Toplumcu Olduğu İçin Artık Arkadaşlarla Buluşulmadığı, Başörtüsü Sebebiyle Baba-Oğulun Kavga Ettiği Bir Ülke… Ya Da Akrabaların Dindar-Laik Olarak Ayrıştığı, Komşulukların Bile "Liboş-Faşist" Olarak Kategorize Olmaya Başladığı Bir Ülke Arıyorsanız Fazla Beklemeniz Gerekmeyecek Gibi Görünüyor.
Bir zamanlar "Konuşan Türkiye istiyorum", siyasetçilerin bile parolasıydı. 12 Eylül sonrasında öyle bir açık toplum sürecine girdik ki, artık konuşulmadık meselemiz kalmadı. Bir zamanların tabuları yıkılmış, yasaklar delinmiş, tek olan resmi söyleme karşı onlarca alternatif çıkmış, üzeri örtülen türlü etnik, dini ve kültürel zenginliğimiz yeraltından çıkmıştı. Şimdi artık Türkiye konuşuyorÜstelik her şeyi konuşuyorAma herkes konuşuyor ve tartışma eksik olmuyor. Kürt sorunu, azınlıklar meselesi, demokratik haklar, Ergenekon, ulusalcılık, din, irtica, terör, ordu, darbe girişimleri, PKK, KCK, Apo ve daha pek çok sorun "tartışılıyor". Ülkenin gündeminden bir türlü düşmeyen ve her gün yenileri eklenen siyasi ve toplumsal tartışmalar sadece gazete ve televizyonlarda ya da meclis kürsüsünde kalmıyor. Ahmet Turan Alkan bir yazısında şu tespitte bulunuyor: "Tartışmalar o meselede gerçeğin aydınlanmasına, netleşmesine, tebellür etmesine değil, zihnbölünmenin keskinleşmesine hizmet ediyor". Üstelik bu kadarla da kalmıyor, onlar artık evimize, işimize, dost sohbetlerine de taşınıyor, hatta ilişkilerimizi etkiliyor.
"Sevgililer bile bu yüzden ayrılıyor"
Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin geçtiğimiz haftalarda Yeni Aktüel'e verdiği söyleşide Ergenekon sürecinin tek tek hanelerde bile kutuplaşma yarattığını belirtiyor ve kendisinin de bu kutuplaşmadan nasiplenmek zorunda kaldığına işaret ediyordu: "Elbette yaşadım. Ama bu kutuplaşmanın bir tarafında duranlar, öbür taraftakilere düşman, öcü olarak bakarsa, toplumun ruh sağlığı bozulur, bozuluyor da. İnsanların arkadaşlarını hatta sevgililerini bu yüzden terk etmeye başladıkları bir ortam hiç de hayra alamet değil". Evet, hiç hayra alamet değil ama ne yazık ki gerçek böyleEtrafımızda bunun sayısız örneğine şahidiz. Ama yine de mahremiyet söz konusu olduğunda insanlar bunu açıklamayı istemiyorlar. Görüşüp sorguladığımız pek çok insanın hayatında bu tartışmaların yansıması var ama açıkça konuşmaya gelince açılmak istemiyorlar. Sırf, ailesi Kürt bir damadı uygun görmediği için kaç yıllık nişanlısından ayrılmak zorunda kalan Avukat H. gibi, Sabetayist olduğunu gizlemekten sıkıldığı için yakınlarının ciddi tepkileriyle yüzleşen I. Bey gibi, mezhepsel tartışmaların özeline yansıması sebebiyle karısı ve ailesi arasında sorunlar yaşayan T. Bey gibi, pek çok kimse bu sorunları yaşıyor ancak konuşmak ya da bilinmekten kaçınıyor. Konuşanlarsa fotoğraflarını yayımlamamıza sıcak bakmıyorlar. Ama bu yansımaları açıklamaktan çekinmeyenler de yok değil.
"Gençlerle aileleri arasına siyaset girdi"
Ülkedeki politik konuların doğurduğu kamplaşmayı özel hayatında en hissedilir yaşayanlardan birisi Almanya'da ulaştığımız yazar Esmahan Aykol. Aykol'a göre "Türkiye'de konuşulması yasak olan pek çok konu vardı ve kendini sol siyasete yakın hisseden gençlerle çeşitli siyasi görüşlere yakın duran aileleri arasına siyasi konular girdi".
Aykol bu çatışmanın arkadaş çevresine sıçradığına ve ilişkilerini zehirlediğine de sürpriz bir şekilde şahit olmuş. Artık arkadaşların kendi siyasi duruşuna yakın insanlar arasından seçildiğini görmüş. Bu ayrışmanın "temelde kendini sola yakın hissedenler arasında gerçekleştiğini" söyleyen Aykol'a göre, "bugün siyasetteki bu ayrışma insan ilişkilerinde her zamankinden daha belirleyici ve toplumsal kutuplaşma hızla yayılıyor".
PKK yüzünden selam kesildi
Birkaç ay önce bu yaşadıklarını, Radikal'de yayımlanan bir yazısına da taşımış Esmahan Aykol. Uzun süre yurtdışında kalıp da son dönemde Türkiye'ye döndüğünde siyasi kutuplaşmanın özel ilişkilere nasıl yansıdığını belirgin bir şekilde görmüş yazar. "PKK'lı teröristleri neden cezaevine atıyorlar, yakalar yakalamaz temizlesinler, yoksa bu mesele çözülmez" türünden fikirleri yüzünden komşusuyla karşılaştığında selamlaşmayı kesmiş. Ama bu kadarla kalmamış, Kürt meselesindeki fikir ayrılıkları anne ve babasıyla ilişkisini "büyük bir gerileme sürecine" sokmuş. Tabii annesini kestirip atamayacağı için çareyi, beraberken Kürt meselesi ve diğer sorunları konuşmamakta bulmuş. Eski arkadaşlarıylaysa eskisi gibi görüşmediklerini fark etmiş. Bu durumu görmesi biraz zaman almış: "Neler olup bittiğini anlamam biraz zaman aldı: Arkadaş çevrem diye bir şey kalmamıştı. Hemen herkes, siyasi bir kutuplaşmanın ardından yolları ayırmış, çoğunluk kendi köşesine çekilmişti". Bu süreci "Tek bildiğim, beni ciddi şekilde etkilediği, giderek yalnızlaştırdığı" sözleriyle özetliyor ve ekliyor: "Siyaseten çok farklı konumlanmadığımız, hâlâ konuşabildiğim hepi topu iki tane eski arkadaşım kaldı. Şimdi, yeni bir açılım, reform paketi olur, onlarla da fikir ayrılığına düşerim diye, ödüm patlıyor".
Ailede Ergenekon ve "Fethullahçılık" tartışması
"Gençlerle aileleri arasına siyaset girdi" sözü hiç karşılıksız değil. Bu mesele bugün yüz binlerin sorunu. Bu sorunu tam anlamıyla yaşayanlardan biri de 27 yaşında bir bankacı olan Serhan Özgün. Gazi Üniversitesi'nde iyi bir eğitim aldıktan sonra bir bankada çalışmaya başlamış Serhan Özgün. Üniversite yıllarında şekillenen ve ailesine göre muhafazakâr olarak nitelendirilen hayat görüşleri önceleri pek sorun teşkil etmemiş. "Çağdaş ve Atatürkçü" bir memur ailesine mensup olan Serhan Özgün'ün anne ve babası öğretmenmiş. Ancak özellikle 28 Şubat sürecinde ailesinin kendi tercih ve eğilimlerine karşı tavrı keskinleşmeye başlamış.
Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 208. sayısında bulabilirsiniz"
yukardaki yazıyı okuyup da bu kısma gelebilenler için yazmış olayım bundan sonra yazacaklarımı ben. dergiyi düzenli almıyorum, hatta bu sayıyı kapak resmini görüp çok da ayrıntıya ve içeriğe bakmadan aldım.
ben yukarda bahsedilenleri ve yazının geri kalanında anlatılanları bir tek ben yaşıyorum sanmıştım ki, yanılmışım. ki bir öz eleştiri olarak kendimi fazla önemsediğime de işarettir bu efendim. yazıda bahsedilenler (tamamında) birebir başıma geldi desem yalan söylemiş ya da abartmış olmam inanın. ilk önce patronumla arama girdi sadık bir taraf gazetesi okuyucusu olmam. aslında tam araya girme de sayılmaz, kendisi zaman zaman fanatikleşse de -gerçekten yürekten inanarak söylediğim- faşizanlaşan ve gudubetleşen ulusalcılık akımına pek kaptırmıyor kendisini. katılmasak da birbirimmizin fikirlerine birbirimizi sevmemizden mütevellit bu konularda -yukarda bahsedilen herkesin yaptığı gibi- susmayı tercih ediyoruz. başka bir çözümümüz yok şimdilik.
taraftan örnekleyerek gidiyorum ki basitleşsin. daha sonra arkadaşlarımla arama girmeye başladı bu durum. normal tartışma ortamlarından kavga boyutuna ilerledi gittikçe. kontra siyasi duruştaki bu insanlardan biri kendi tezini haklı çıkarabilmek için amiyane bir deyişle bana karşı belden aşağı oynadı. açıkça söylemese de asıl "faşist"in ben olduğumu ima etti bir anekdottan yola çıkarak. bu olay üzerine sırf bu durumdan bana karşı mesafe koydu, bense diğer yaşananları (daha özel ve subjektif, siyasi olmayan) düşünüp bu tavrını kırmak için çabalamayarak onun bu hareketini kabullendim ve daha hayırlısının bu olduğuna karar verdim.
babamla dahi karşılıklı atışmalar vuku buldu aramızda. zamanın eski solcusu babam sırf akp ye kontra durabilmek adına milliyetçi söylemlere girişti. siyasetle hiçbir zaman pek ciddi ilgisi olmayan annem bile zaman zaman duygularından uzaklaşıp bu popülist tavra eklemlendi. oysa ben hislerimle hareket edip sonra aklımla sağlamaya yaptığımda hemen hemen her zaman doğruya yakın şeyler yapma özelliğimi ondan aldığımı düşünürdüm.
sonra sevgili kişisi. dünyanın en iyi insanlarından biri belki. ilk defa bir ilişkide bu kadar değer verilmeyi bana gösteren adam, şu lanet olası sigara zammını "akepe"nin bir oyununa bağlamasına tepki göstermem üstüne beni "faşist"lik ve hatta "vatan hainliği" ile suçladı. anlık verilmiş duygusal tepkilerdi bunlar belki ama bende ciddi hayalkırıklığının vuku bulmasına neden olmadı dersem yalan söylemiş olurum. bunca zaman karşılıklı susmuşken ufacık bir şeyden patlayan bu tartışma yazıyı okuyunca durumun vehametini daha iyi hissetmemi sağladı. "peki şimdi ve bundan sonra ne olacaktı?"
en önemli soru ise "patolojik bir seyir içinde olup olmadığımız." yani durum giderek daha da hastalıklı bir hal almıyor mu? bilmiyorum öteki tarafta olmamdan mıdır nedir, ben durumu vahimleştirenlerin "kontra-duruş" algısı içinde olanlar olduğuna inanıyorum. "karşı" durmadığım için karakoyun ilan edilen ben oluyorsam, bu vehameti yaratan ben değilimdir kanaatindeyim. bütün ilişkilerimi "sevgi" temeline kurmaya çabalıyorsam ve eğer "siyasi duruşum" yüzünden arkadaşlık puanlamasında geriye düşüyorsam bunun sorumlusu ben miyim gerçekten?
yapmaya çalıştığım tek şey düşünmek ve sorgulamak. bunu yaparken yaşadığım hayalkırıklıkları ise engellenemez olacak haliyle.
şimdi aklımın bir kenarında hep şunu tutuyorum ben, dünyanın en iyi fikri insanların ve uygulayıcıların elinde tanınmaz hale gelebilir...
12 Ocak 2010 Salı
alıntı ve yorum -aramıza kara kedi girdi-
Etiketler:
biraz akıl,
biraz hissiyat,
biraz siyaset
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

4 yorum:
Hi people!
free sex position instuction clips free sexy 3gp clips free sexy celebrity sex clips
free sex clips with old men
free sex movie clips pink
free online homemade sex video clips
free sexy clip dump
free sexy hot clips
free sex clips interactive sex simulator
free nurses animated clip art
free sex stories clips
free sexy porn video clips
free sex and the city clips
free sex maxx shows clips free sex clips peter north free sex clips threesomes free sex machines video clips free sex xxx clips
[B]NZBsRus.com[/B]
Dont Bother With Slow Downloads Using NZB Downloads You Can Rapidly Find HD Movies, PC Games, MP3 Albums, Applications & Download Them at Alarming Rates
[URL=http://www.nzbsrus.com][B]Usenet Search[/B][/URL]
o yeah :)
Konuşmamanız tek çare. İnsan düşünür, sorgular, söyler vs. vs. Hele patronla 8 kusurulu hareketin 9 unu yapmışsınız.
sevgili kişisinin tepkileri ölçülü sayılır:) ben galiz küfürlerle anmıştım hükümeti zam ve yasak konusunda. Ama tabi bu duruş olmamalı. Yani siyasi duruş politik bir tutum değil. "Politik doğru" bir tutum. Siyasi kategorizasyon bilakis apolitik bir duruş. Karışmam sana, ama uzak dur?
Eheh ayrıca ilk yorum çok manidar. Türkiye'deki siyasi durumu özetler gibi. Free sex positions :)
Yorum Gönder